Ne çok vebal yüklediler omuzlarına
Adına Kızıl dediler o güzel insana
Hep kast edilmek istendi canına
Kendi yok, ahı var Abdülhamid'in
Korusa da onu, bir avuç inanmış şahin
Puslu ve sisli bir maziydi
Mugayir hayallere gaziydi
Her olacak şey yazıydı
Ve teslimiyete razıydı
Bu ahmak aşık
Esinti mevcut
Mazimin derinliklerinde
Rüzgâr, efkâr duvarını aşıyor
Ücra köşelerime doğru
Nostaljik bir akarsu misali
Hayat saydamlarını delip geçerken
Kalbim dört duvarla çevrili
Tepemde kara bulutlar
Issız bir adada gibiyim
Dağılıp gitti; umutlar
Kozasına sıkıştı; ipek böceği
Uçup gitse de sözlerim
Yüreğimin saklındasın
Unutsa da gözlerim
Aklımın aklındasın
Geçiyorken aşkı uğruna aşık, canından feda
Kıyıya vurmuş balık misali çırpınıyor su da
Bu ne dehşetli ölüm, ne hikmetli bir veda
Bir ayrılığı fısıldıyor, tınısıyla aksiseda
Ne imdada zaman var, ne yapılacak dua
İyi bir adam olmaya karar verdim
Sonsuzluğa senin için aşkımı serdim
Mutsuzluğu bin parça yere serdim
Ellerini uzat şimdi, inan bana
Ta uzak diyarlardan geldim
Secdede bir gölge
Yere yayılmış bol elbisesi
Ve alnı dayanmış yirmi üç derecelik
Ahir zamanda bin gecelik
Mekke karnı
Sen güzel bir Amazon
Nehirler kraliçesi
Sevdanı taşıyorsun, sadağında
Yok bunun reçetesi
İyi bir atıcı
Yaşım küçüktü
Babamın elini tuttum
Anatomik Park’a gelince
Çocukluğumu unuttum
Bindik sanal bir kanoya




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!