Akşam televizyon, sabah gazteye
Dört gözle bakarız var mı bi haber
Telefon açarız dosta, hastaya
Ölmedi mi daha var mı bi haber.
Çok zor gelir aklımıza büyükler
Uykusuz gecelerimde hep
Sen düşersin kirpik arama
Yürü git der bir ses orada hüzünlen.
O yüksek tepenin, esen serin rüzgarla gelen
YÂR kokusuyla sarıldığını hissederken.
Bir gözün hüzzam şarkılara çağlasın
Unutma
Giderken yollarına kan damlattım gördün mü
Gülerken dudağından vah çıkacak unutma
Kırılan her parçamın ahvalini sordun mu
Yürürken ayağına can batacak unutma.
Biliyor musun sevgili...?
İnsanlar beni anlamıyor seni yaşarken.
Hani benim gökyüzüm, toprağım,
Yurdum, yuvam sensin diyordum ya....
Birden gökyüzü kararıp şimşekler çakarken gözlerimi açtım.
Baş kaldırmış uçmuyor gökte turna kuşların
Kalkar mı ki çağırsam gözde hilâl kaşların
Nevbahara dönüşsün hazân ile kışların
Karşımda nazlı nazlı durmaz mı yâr gözlerin.
Sözlerin yanık kokar gözün beni yakarken
Başına takmışsın beyaz duvağı
Tekir yaylasıdır gezgin durağı
Seni görmeyenin kalır merağı
Nice gönüllerde varsın Erciyes
Şiir oldu düzde gözün ve kaşın
Yanına Kalsın
Kutsal emanettin gönlüme düştün
Sunduğun boran kar yanına kalsın
Esen bir fırtına sıcak güneştin
Duyduğum inkisâr yanına kalsın.
Yaralı Güvercin
Uçuyorken gökyüzünde sevdaya
Sağlam dala konabilmek zor şimdi
Kırık kanat dalıverdim rüyaya
Kurşun yemiş güvercinim yâr şimdi
YÂR DİYE SEVDİM
Sahvet-i kalb ile çıktım karşına
Alem-i ekberde yâr diye sevdim
Hedef aldın beni bir tek kurşuna
Kaçarsam alnımdan vur diye sevdim.
Yâr Düştü
Küfrân’ın sancısı sardı içimi
Aşiyan yoluna har düştü bu gün
Bildirmedi felek neydi suçumu
Canımdan vefasız yâr düştü bu gün.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!