Biliyorum söz verdim yolum düşer de bir gün
Ankaraya gelirsem seni görmeden dönmem
Sormadık kapı koymam semt semt ararım hergün
Kapındaki tokmağı bir kez vurmadan dönmem
Bıraktığın o yerde pas tutmaya başladım
Bir düzine mandal al eskiciye ver beni
Halden anlayan biri dönüşümden alır da
Biraz siler parlatır niş rafına kor beni
**
ALLAH'IM
Nefsim beni yorunca beni Sensiz bırakma
Kırk kıyama durunca beni Sensiz bırakma
Ne mülküm var ne malım vebalime hamalım
Şimdi gülersiniz damdan düşmeme
Birgün düşerseniz anlayın beni
Ecel mani oldu herhal ölmeme
Birdaha düşmeden önleyin beni
Eğer birgün gelirsem zemheri ayazında
Aç yorganın ucunu beni öyle karşıla
Üstten iki düğme çöz mahmur olsun gözlerin
Biraz dağıt saçını beni öyle karşıla
E L İ F
Dünya denen mekânda kalmamışken hevesim
Gelişiyle geriye döndürdü beni Elif
İnce ince bir alev bu son hazan son mevsim
Yağmur oldu üstüme söndürdü beni Elif
Eskiden gökyüzüne bakardı pencereler
Gündüz kuşlar gelirdi geceleri yıldızlar
Eskiden kırk kaşığa kaynardı tencereler
Şimdi bir çatal kaşık kapağında yalnızlar
Koşabilsek kırlarda baharın coşkusuyla
kelebeğin ardından kanat çırparcasına
Görebilsek renklerini Çiğdemin Gelinciğin
Duyabilsek kuşların söylediği şarkıyı




-
Ali Torun
-
Bünyamin Kelkıtlı
-
Bünyamin Kelkıtlı
Tüm Yorumlarİsmet Bey Bir şiirinizi Okudum Beğendim Gayet Güzel Yazmışsınız Yüreğinize Kaleminize Sağlık
İsmet bey ,merakımı bağışlayın:bu dörtlükleri nasıl bu kadar başarılı sıralayabiliyorsunuz,İlham kaynağınızı merak ediyorum.Selamlar
İsmet bey Şiirlerinizin bir kaçını zevkle okudum.Hepsi birbirinden güzel,çok akıcı bir üslup
Tebrik ederim.Yüreğinize ,kaleminize sağlık. Selamlar