Eylülde gel, derdi Alpay
Benim öyle bir şartım yok
Ekim, Kasım hiç fark etmez
Çok özledim ben seni, çok.
Kırık be kolum kanadım
Hafik gönlümün sarayı
Koyulhisar'ı, Zara'yı
Göresim geldi orayı
Çok özledim ben Sivas'ı.
Sayacağım şimdi tek tek
İçine az doğra ekmek
Ne leziz olur mercimek
Tabi ki çorbaya devam.
Karalahana ve beyran
Semaya kalkacak elim
Rab'be yakaracak dilim
Haydi birlikte gidelim
Ben Cuma'ya gidiyorum.
Gel de kör şeytan delirsin
Cumhuriyet Bayramı
Geldiğinde coşarım
Elimde bayrağımla
İleriye koşarım.
Durmak yok bize asla
Nasıl mutluyum bilseniz
Ulusça mutluyuz, şeniz
Mutlu dağ, taş, ova, deniz
Cumhuriyet yüz yaşında.
Dile kolay, yüz yıl dile
Cunda'ya anlattım seni
Deniz mahsunlaştı
Atayım dedim kendimi mavi sonsuza
Alışamadım yalnızlığa
Seni sevmek
Ölümlerden ölüm beğenmekti
Bu gördüğünüz adam
Yüce dağlar aşıyor
Terk edilmiş bir köyde
Tek başına yaşıyor.
Çocukluğundan beri
Deli gibi sevdim de
Hiç oralı olmadın
Yüzlerce şiir yazdım
Üzerine almadın.
Yaradanım biliyor
Dağıtımda postacı
Eve gidince Hacı
Bütün halk acı acı
Damar dinliyor, damar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!