Yokluğun yarım kalmış cümleler gibiydi
Serin bir deniz sonrası Bozcaada'dan dönüş gibiydi
Okuduğum özlem şiirleriydi kimi zaman
Bazen dudaklarımdan dökülen Sivas Türküleriydi
Yorucu gün sonunda batan güneş
Alaca karanlıkta sokak kedisinin yalnızlığı
Anlamı yok gündüzün
Yokluğunla geceler hüzün
Ve sensizliğe bir kurşun
Tutkunu olduğum gözlerine bir şiir
Yokluğun meyvesiz ağaç
Çiçeksiz bahçe
Susuz çöl
Yolsuz köy
Gündüzlerim darmadağın
Gecelerim ışıksız, allak bullak
Yokluğun, evet
Ölümün soğuk yüzü
Gittin ya kalmadı ağzımın tadı
Yokluğun yok olmanın diğer adı
Her gece yokluğunla cebelleşirim
Her gece haramiyim
Uykumdan çalan
Sabrın ateşinden atlar durururm
Sıratta sendelerim yokluğunla
Dilim lal olur
Benim şiirlerim esintidir Anadolu'dan
Dağların zirvelerinden, ferahlatıcı
Kekik, nane, emzikotu, rezene
Seni düşünürüm, bir ceylan iner serin sulara
Daha çok seviyorum, dağların yücesini
Modern dünyanın fiyakalı yalnızıyım ben
Seni özlemek
Yıktı beni
Ne zormuş
Severken ayrılmak
Ne zormuş
Yüreğinin için için yanması
Hediye ettiğin kitabı okumadım
İstemiyorum, bitmesin, derdim
Aşkımız yarım kaldı tıpkı onun gibi
Saçlarından düşen telleri sakladım
Gün aşırı ilk belini sardığım
İlk öptüğüm yere gidiyorum
Yola çıktığımdan beri
Şu yüzüm bir kez gülmüyor
Mümkün olsa dönsem geri
Yolculuk bitmek bilmiyor.
Nasıl da acıktım bilsen
Ne bir başlangıçtır, ne de bir son
Ne vedaların kol gezdiği bir istasyon
Biraz denizin mavisi
Biraz yosunda yeşil
Sevginin sembolü gül
Nameler dökülen saz




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!