Okyanussu taşlar, sahibi değilsiniz sizler
ilkbaharla başakların arasında
bereketli topraktan yükselen o maddenin.
Üzümlerin arasında salınan
mavi dokunuşu havanın tanımıyor
Acı çektim bütün bir gece, bütün gece korkudan titredi durdu etim taşıdığı armağanı getirmek için. Şakaklarım yıkandı ölüm-terinde; ama ölüm değildi o, hayattı!
Ve şimdi çağırıyorum seni Sonsuz Şirinlik adıyla, ah Tanrım, sen doğurtacaksın O'nu usulca.
Doğmasına izin ver artık, ve bırak yükselsin acı dolu çığlığım şafakta ve kuş-cıvıltılarına karışsın.
Burada uyuyor
Rosa Luxemburg
Alman işçileri için savaşan
Polonya'lı bir Yahudi
Çelişkilerinin mazlumlarca gömüldüğü
Alman zorbalarının
Toprağın arasından görmek çok zor
(berrak tacını kaldıran ve çiyin yüksek toplamını
aydınlatan zamanın arasından değil) ,
fakat toprak undan ve haklı kızgınlıktan şişman,
ölülerle ve metallerle perçinleşmiş ambar,
beni geri çeviren birbirine dolanmış yalnızlık
Adalara! Böyle bağırdık. Güven günleriydi
Ve bizler korunmuştuk meşhur ağaçlarla:
hiçbir şey uzak görünmüyordu bize, her şey her an
saçtığımız ışıkla yakalanıyordu.
Geldik kaba deriden ayakkabılarımızla: yağıyordu yağmur,
yağıyordu adaların üzerine, böyle duruyordu ülke ayakta
Düş kurmayı yeğlemem; orada bulur beni
Eylemlerin bazı garip eski arzuları.
Bazı yaşlı savaşçıların tutmaz ellerini bulur gibi
Kılıç kabzası ya da savaşta zedelenmiş tanıdık miğfer
Geçici bir canlılık ve uzaklara kaçmış bir kurnazlık getirir,
Benim ihtiyarlamış ruhuma –
Garip bir kedidir Rum Tum Tugger:
Kendisine bir sülün sunsanız, orman tavuğu ister.
Bir eve koysanız onu, bir daireyi tercih eder,
Bir daireye koysanız onu, o zaman da ev ister.
Fare yakalasın istersiniz, kendisi sadece sıçanları ister,
Sıçan yakalasın istersiniz, o zaman da bir farenin peşine düşer.
Rüya Semineri
Dünya üstünde dört milyar insan.
Ve herkes uyuyor, herkes rüya görüyor.
Her bir rüyada tıkış tıkış yüzler ve bedenler –
rüyada görülen insanlar bizlerden daha fazla.
Saat on iki.
Aysı bir bireşimde tutulmuş
Sokakların kapsamı boyunca,
Fısıldanan aysı tılsımlar
Eritir belleğin döşemelerini
Ve onun bütün belirgin ilişkilerini,
Sabah ayazı:
Serçeler topluca duruyor
Yok hiçbirinin boynu.
James W. Hackett (d.1929, A.B.D.)
Çeviren: İsmail Haydar Aksoy




-
Esel Arslan
Tüm YorumlarEdebiyatın böylesine ayaklara düşürüldüğü
ülkeme damla damla uzaklardan gönderdiğiniz çeviriler
biz şiir severlere gürül gürül akan ırmaklar oluyor.
Sonsuz teşekkürler,sevgi ve saygılarımla