İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Çiçeğin çiçeğe sunduğu yüksek tomurcuk
ve kaya besliyor elmas ve kumdan uysal giyitini
içindeki yayılmış bitkilerini,
yolarcasına denizin cüretkâr kaynaklarından
buruşturuyor insan ışıklı taçyaprağını
ve delik deşik ediyor titreyen metali elleriyle.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Söndürüyorlar lambayı ve lambanın beyaz kubbesi
parlıyor bir ânlığına çözülmeden önce
bir hap gibi bir bardak karanlıkta. Sonra hafifliyor orada.
Otelin duvarları değiyor göğün karanlığına.

Aşkın devinimleri yatıştı ve uyuyorlar şimdi

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kürek çektim ırmaklarda ve şimşeğin koylarında
gök gürlemesi
çatlatıncaya kadar benim korunaklarımı
ve aşağıda boğuldum
bir taşın her bir akciğerinde
ki inekler yalamışlardı

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Rüzgâr kuyruk ve yeleyi bunaltmayana dek
Sığındıkları o soğuk gölgede
Zorlukla seçer onları göz;
Sonra biri kırkar çimeni, ve dolanıp durur
- Öbürü bakmayı sürdürür sanki –
Ve durup sıradan olur yeniden

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Dokun bana, dokun bana,
Küçük hoş çimen parmaklara,
Nadir, kırılgan çimen parmaklara.
Utangaç dokunuşlarınla
Dokun yüzüme,
Dokun çıplak kollarıma,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Cino

Çevre yolu, Campagna, İtalya, 1309

Ah! Üç şehirde şarkı söylemiştim kadınlara,
Ama hepsi bir;

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Safranların yaldızlı phaloi’si
Saplanır ilkbahar havasına.
Ölü tanrılardan hiçbir şey yok burada
Fakat bir festival yürüyüşü var,
Bir yürüyüş, ey Giulio Romano,
Ruhunu şeneltmeye çok uygun.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ağır yalnız damlalarda,
dişler gibi damlalarda,
reçelden ve kandan dolgun damlalarda,
damlalardaki bir kılıç gibi,
hiddetli bir cam ırmak gibi,
suya düşen

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Çirkin değilim. Hatta güzelim.
Biçimsiz olmayan bir kadını yansıtır ayna.
Bir kimlik ve giysilerimi geri verir bana hemşireler.
Böyle bir şeyin olması doğal diyorlar bana.
Doğal bir şey benim hayatımda, ve başkalarının hayatında.
Beş kişiden biriyim ben, veya böyle bir şey.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yüzyıllar önceki bir krala yakışırdı
o mekanik oyuncak. Bir uçtan bir uca uçardı.
Sahici beyaz saçıyla küçük bir sirk atıydı.
Siyah gözleri parlaktı.
Sırtında bir dansözü taşırdı.

Devamını Oku