İsmail Aksoy Şiirleri - Şair İsmail Aksoy

İsmail Aksoy

Mısralarımızda önceden bahsettiğimiz şeylerden
Bahsetmeyi bıraktık diye suçlayabilir bizi bazıları.
Derdik ya: sevimli bir ses şunun gibi böyledir;
Derdik ya: dünyanın bütün neşesinin içinde doğup öldüğü
O hanımın gözleri hüzünlüydü geçen hafta;
Derdik ya: kadın şöyle ya da böyle, o kadar

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Hayır, daha kurumamıştı bayraklar,
uyumamıştı askerler henüz,
özgürlük giyitlerini değiştirdiğinde
ve dönüştürdüğünde kendini mülke:
yeni ekilmiş topraklardan yükseldi,
yeni bir kast doğdu,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Olabilir, Christopher, Santa Monica'daki
Yapraklarla örtülü evinde uzanmışken ve beklerken
Dışarıdan duyabilirsin yeniden başlayan
Kesintili, anonim bir sesi,
Güz günleri gecikir gibi
Elli yıl öncesinin Berlin’inden –

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yaşamaz bu şiirler: hüzünlüdür bu teşhis.
Yeterince büyütmüşler ayak ve el parmaklarını,
Yoğunlaşmaktan şişmiştir küçük alınları.
Dolanıp dururken yitmişlerse insanlar gibi
Görmediklerinden değil anne sevgisini.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Kül gibi, insanla donanan denizler gibi
sarhoş uyuşuklukta, biçimsizlikte,
ya da yukarısında yolların işitmek gibi
çan vuruşlarının birbirlerine rastlaşmasını
bu sesle ayrılıyor metalden,
bir ağır, şaşkın ses, öğütülüyor toz oluncaya dek

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Ansızın yoksan,
ansızın yaşamıyorsan,
yaşamayı sürdüreceğim.

Cesaretim yok,
cesaretim yok yazmaya,

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Yaşlı adam indirdi birasını.
Evlat dedi,
(ve bir kız oturduğumuz masaya geldi:
sordu bize İsa aşkına bir içki alıp almayacağımızı.)
Kimsenin sana hiç anlatmadığı türden
Bir şey anlatacağım sana, evlat.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Öldün işte Pablo, Şili'de öldün, Eylül'ün yirmiüçüncü
günü, 1973'de, arkadaşın ve yoldaşın Salvador Allende'nin
hükümet konağında, uçaklardan atılan bombalar ve acımasız
silâh taramalarıyla öldürülmesinden oniki gün sonra,

Ruhunda hazır olarak barındırdığın ölümle

Devamını Oku
İsmail Aksoy

Pazarları da erken kalkardı babam
kuşanırdı giysilerini o mavi kara soğukta,
sonra sızlayan çatlak ellerle
hafta içi günlerinin havasında zahmetle
yığılmış ateşleri harlardı. Kimse teşekkür etmedi ona.
Uyanıp duyardım soğuk ufalanışları, parçalanışları.

Devamını Oku
İsmail Aksoy

I
Güney’de çok uzaklarda durdu tren. New York’ta kar vardı.
Burada bütün gece kısa kollu gömlekle dolaşabilirdi insan.
Fakat kimseler yoktu dışarıda. Sadece arabalar
uçuşup geçiyordu ışık huzmeleriyle, o uçan daireler.

Devamını Oku