Şairim ben,
İstesem dünyanın anasını ağlatırım..
Evet, elim kalem tutar, sayfalar cümlelerle dans eder. En güzelini de yazarım, en çirkininide.
Melankolizm den, sitemden uzak, yalın, duru, tertemiz yazmasını da bilirim.
Gamı, kederi, intihar biçminin en berbadını da bilirim. İnsanlar ağlamasın diye ağlarım, bir zerrecik tebessüm için can veririm.
Sonra çıkar yürürüm sokağa.
Bir simitçinin tablasına takılır gözüm,
bir vapurun düdüğüne iç geçiririm.
Öyle büyük laflar ettiğime bakma;
iki çocuk gülse dünyayı affederim ben.
Çünkü şiir,
öyle kürsülerde bağıra çağıra okunmaz her zaman.
Bazen eski bir ceketin cebinde unutulur,
bazen rakı masasının en sessiz yerinde oturur.
Bazen de gece yarısı,
kimse duymasın diye insanın kendi içine fısıldadığı
küçük bir “ah” olur.
Ben çok adam gördüm.
Cebinde umut taşıyıp eve ekmek götüremeyen…
Sevdiği kadına şiir ezberleyip
adını bile söyleyemeyen…
Sabaha kadar kahkahalar atıp
sabah olunca kendini pencereden seyreden…
Hepsini yazdım.
Bir tek kendimi yazarken zorlandım.
Çünkü insan en çok kendi yarasına yabancı.
Kendi içine bakarken korkuyor bazen.
Ben korkmadım sanma.
Gece olmuş, İstanbul susmuş,
sigara külü gibi dökülmüşüm masaya…
Bir mısra yazmışım,
sonra dönüp kendimden utanmışım.
Ama yine de yazmışım.
Çünkü başka çarem yokmuş.
Kimi gider kavga eder,
kimi içer,
kimi susar.
Ben yazmışım.
Bir kadının kirpiğine koskoca bir ömür sığdırmışım bazen.
Bazen de bir memur maaşı kadar kısa yaşamış umutlarım.
Öyle ya…
Şair dediğin biraz da yarım kalmış adamdır.
Tamamlansa susar çünkü.
Ben sustum mu sanıyorsun?
İçimde her gün başka bir şehir yıkılıyor.
Her gün başka bir çocuk büyüyor içimde.
Bir yanım hâlâ mahalle arasında top oynuyor,
bir yanım dünyanın bütün mezarlıklarını ezbere biliyor.
Ama yine de
bir çiçeği görünce dururum.
Bir martıya ekmek atarım.
Bir ihtiyarın poşetini taşırım eve kadar.
Çünkü dünya dediğin şey
tamamen kötülükten ibaret olsaydı,
şiir diye bir şey kalmazdı yeryüzünde.
Ben inanırım buna.
İnsan inandığı şeydir çünkü.
Şairim ben.
Öyle afili cümlelerle değil,
bazen yamuk yumuk bir harfle tutunurum hayata.
Bir kahve fincanının dibinde,
eski bir şarkının kırık yerinde,
çocuk sesine karışmış bir akşam ezanında bulurum kendimi.
Ve bilirim…
Bir gün herkes gider.
Masa da dağılır, şehir de susar, ışıklar da söner.
Ama bir cümle kalır bazen.
Bir tek cümle.
İnsan yıllarca onun içinde yaşar.
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 08:24:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!