Işıklı Oda Şiiri - Mehmet Veysel Palice

Mehmet Veysel Palice
5

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Işıklı Oda

Bir sabah uyandık,
gökyüzü eski rengini unutmuştu.
Kuşlar, yuvalarına dönmekten vazgeçmiş,
kanatlarında uzak ülkelerin yorgunluğunu taşıyordu.
Sokakların yüzü solgundu,
kapılar birbirine kapanmış,
her evin içinde adı konulmamış
başka bir gurbet büyümüştü.
Aynalara baktık uzun uzun;
fakat aynalar bile yüzümüzü tanımıyordu.

Kim söndürdü içimizde
geceleri çoğalan kandilleri?
Kim aldı çocukluğumuzun elinden
koştuğumuz o geniş kırları,
annemizin sesini,
babamızın eve dönüşünü beklediğimiz akşamları?
Bir zamanlar bize ait olan ne varsa
sessizce uzaklaştı bizden.
Yine de bir annenin duası
karanlık odalardan geçerek sabaha ulaştı
ve güneş, utangaç bir çocuk gibi
yeniden doğdu şehrin üzerine.

Zaman dedikleri şey
belki de insanın kendi içinden geçen uzun bir sürgündü.
Gidenlerin hiçbiri aynı yoldan dönmedi,
bekleyenlerin yüzünde başka mevsimler birikti.
Bir pencerenin önünde yıllarca duran gözler
her ayak sesini tanıdık sandı.
Biz ömrü kavuşmaya hazırlanarak tüketirken
her menzil ardımızda yeni bir ayrılık,
her ayrılık içimizde kapanmayan bir kapı bıraktı.

Fakat sen yine de susma,
göğsünde yarım bırakılmış türküler taşıyan insan.
Sesin kırılsa da konuş,
çünkü kırık bir ses bile
bazen kalın duvarları aşabilir.
Bir çocuğun korkusunu,
bir annenin bekleyişini,
yurdundan uzak düşmüş insanların
geceleri hangi isimleri sayıklayarak uyuduğunu anlat.
İnsan sustuğunda karanlık büyür,
insan konuştuğunda en uzak yerde bile
küçük bir ışık yanar.

İçimdeki Yusuf
kuyunun başında hâlâ kardeşlerini bekliyor;
öfkesini değil, bağışlamayı büyütüyor kalbinde.
Musa, önünde kabaran sulara bakıyor
ve bir yolun mutlaka açılacağına inanıyor.
İbrahim’in ateşinden geriye
yalnızca yanmış hatıralar kalmadı;
küllerin altında sabrın sıcaklığı da duruyor.
Nuh’un yorgun gemisi ise
bunca fırtınadan sonra
insanın merhametine sığınacak
sakin bir kıyı arıyor.

Belki dünya başlangıçta böyle değildi.
Belki sınırları biz çizdik,
duvarları biz yükselttik,
insanı insandan ayıran bütün isimleri
korkularımızla biz çoğalttık.
Sevgiyi küçük odalara kapattık,
ekmeği paylaşmayı unuttuk,
başkasının acısına bakarken
başımızı çevirmeyi öğrendik.
Ama kalbimizin en derin yerinde
hâlâ iyiliği hatırlayan bir çocuk yaşıyor.

Bir gün o çocuk çıkacak saklandığı yerden,
yıkılmış evlerin önüne çiçekler bırakacak.
Kuşlar yeniden yuvalarının yolunu bulacak,
kapılar korkuyla değil, misafirler için açılacak.
Bir anne, oğlunun ayak sesini duyacak uzaktan;
bir baba, yıllardır cebinde taşıdığı anahtarla
eski evinin kapısını yeniden açacak.
Ve birbirine yabancı düşmüş insanlar
aynı sofrada ekmeği bölüşürken
neden bu kadar uzun süre ayrı kaldıklarını düşünecek.

Çünkü hiçbir gece kendine ebediyet biçemez;
karanlık, en kudretli çağında bile
sabahın rahminde tükenen bir gölgedir.
Işık, henüz görünmeden başlar yürümeye;
önce kuşların suskunluğunda,
sonra uykusuz bir annenin duasında duyulur.

Mehmet Veysel Palice
Kayıt Tarihi : 13.08.2026 12:40:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!