Oturdum ışıklı penceremin ışıklı tarafına,
Yaslandım anılarıma, kanayan yanlarıma.
Bir damla gözyaşı düştü göz pınarlarıma;
Işıklı pencerem anlattı, ağladım yalnızlığıma.
Penceremden baktım kar tutmuş tepelere,
Mezarlarda yalnız yatan kimli, kimsesizlere,
Harabeden farksız hayata sıkıca bilenenlere...
Işıklı penceremden güldüm, ışıksız geçenlere.
Yazlar, baharlar bitti; kışta buldum kendimi.
Dünler yorucuydu, kuramadım dil bendimi.
Buğulu camlar ardında anlatabilmek derdimi...
Işıklı pencerem anlattı geçen mevsimlerimi.
Bol gürültülü dünyada, duyarsız oldu ruhumuz;
Nağmeler farklı telden, kabarmaz duygumuz.
Düne kadar aynı kaynaktan olan suyumuz...
Işıklı pencerem anlattı: Artık ayrı huyumuz.
Anlamak istiyorum penceredeki gizlenen gizi,
Bende olan ve olmayan, silinmiş izi...
Fani olan dünyadan hazırladığımız bakî çeyizi,
Işıklı pencerem anlattı her an gideceğimizi.
Kayıt Tarihi : 24.01.2021 15:09:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Mutfak pencereme vuran kış güneşi ve benim gözlemlediğim az tepesine yağan kışın ilk karı tepenin yamacında sessizce duran mezarlıklar. Sokak ta herşeyden habersiz gelip geçenler. Aynı babanın oğulları ve kızları olan bizler ayrı gayrı bir dünya kurduk kendimize ve haps olduk bu küçük dünyamıza. Bu düşünceler ile kaleme alınmıştır




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!