Sıkılmış dişlerin kaşların çatık
Kızgınlığın şefkat olsun isterim
Özüne zulümün yetmez mi artık
Kötü nefsin firkat, olsun isterim
Tekbirle yücelsin girdiğin mihrap
Gözleri parlayan, bir gönül için
Methiyeler dizsem, ne güzel olur
Kalbimi harlayan, bir gönül için
Şiirleri yazsam, ne güzel olur
Buharlaşıp uçmasaydın be canım
Kanım kaynar, yüreğimde dem kaldı
Harfler sessiz, sükut halde, bir yanım
Lafügüzaf, cümle sonu, mim kaldı
Nerden bileyim
Meğer ki bürünmüş, ayı postuna
Yolları bozukmuş, nerden bileyim
Yemez yedirirmiş, payı dostuna
Malları harammış, nerden bileyim
Düşlere düşmedim gerçek hayatta
Kurgusuz sözümü alay mı sandın
Tertemiz duygulu çizgisiz hatta
Gezdiğim yerleri dolay mı sandın
Aşk dediğin ne ki tütün sarımı
Zaman erise de inceden ince
Baktığın o gözler, düşe dokunur
Bundan böyle gülüşümüz imece
Sevinç çığlığımız döşe dokunur
Kalp atışımızı, hayıra yorduk
Bugün mecnunum yine, yürek sesim duyulur
Bendimi yıkmak üzre, ha coştum ha coşacam
Kulak verde bir dinle, bak nefesim duyulur
İçerim kıpır kıpır, ha koştum ha koşacam
Bülbülden avaz aldım, gül içinde yardayım
Neye yarar ki
Yüreğim acıdı, demek isterdim
Düzelir mi bilmem, neye yarar ki
Tamir etmek için, emek isterdim
Bir daha mı gülmem, neye yarar ki
Nihavent makamı
Kulaklara dokunan, inceden bir fısıltı
İlkbahar sesi midir, ah o eski şarkılar
N'oldu Bozulduk
Biz böyle değildik, n'oldu değiştik
Silikonu yedik, dudak bozuldu
İçerden dışarı, boyun eğiştik
G'özlerin baktığı odak bozuldu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!