İrfan Yılmaz Şiirleri - Şair İrfan Yılmaz

İrfan Yılmaz

Ne yönüyle başa çıktım, ne de hızıyla...
Bilemedim nerden nasıl esti bu rüzgâr.
Can bedenden ayrı düştü; dinmez sızıyla
Bir türkü yandı dilimde, senden yadigâr:
........
Dilerim sakın tutmasın gönlümün ahı.

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Tılsımlı gül kıyıp durdu, can evimi lime lime
Adı gizli, çift heceli, dilime yasak kelime
Nutkum tutuldu görünce, bir kalem verin elime
Hamitabat gülün gonca, arar oldum yıl boyunca
Tılsımını bozmak için, var mı dört yapraklı yonca

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Ne çok özledim seni bilemezsin sevgili,
Ömre bedel saydığım bakışına hasretim.
Çok söylesem az gelir bu sevdayla ilgili,
Gönlüme beklenen gül nakışına hasretim.

Bir tek bakışın değil aşka dair sabıkan;

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Can evime akıtıp, aşk denilen kezzabı
Böyle sırtını dönüp nereye gidiyorsun
Göz yaşım dere olsa söndürmez bu gazabı
Rüya değil ki bunu kâhinler hayra yorsun
Böyle sırtını dönüp nereye gidiyorsun
Ararsan, alevlerin dillerinde ben varım

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Rumeli'nin gülleri süzüldüğünde,
Çattığın kişiyim ben, tanımadın mı?
Anadolu'dan kervan düzüldüğünde,
Kattığın kişiyim ben, tanımadın mı?

Unuttun mu tılsımlı yol kazasını,

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Göl-nilüfer, çöl-yağmur, aşkından öte tutkum.
Engin deryalar aşıp, demir dağları yarar.
Ferhat, Şirin'i görmüş gibi tutuldu nutkum!
Nasıl ki kelebeği ipek kozası sarar,
Kimse kimseyi sevmez seni sevdiğim kadar.

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Bulutsuz Şimşek

Hayalin geçmişten günüme dizer
Sislenmiş anılar gözümde perde
Rüyalar ufkunu hudutsuz çizer
Sihrini bozmadan uyanmak nerde

Devamını Oku
İrfan Yılmaz

Nasıl açar bilmem ki zemheride yaz gülü.
Vurulmuşum, bir işmar atsan da atmasan da.
Yer, gelinlik kuşanmış; gök, duvaklı kar tülü.
Bir rüyadır görülen, yatsan da yatmasan da.

İster ağla ister gül, nasılsa yandın gönül.

Devamını Oku
İrfan Yılmaz



Gökyüzüne gecenin serptiği yıldızların geri toplanması şafak sökerken tamamlanmış olur, bir yıldız hariç. Şafak söktükten sonra hatta Güneş epeyce yükseldiğinde bile gökyüzünde hâlâ asılı duran ve çıplak gözle fark edilebilen tek yıldız: Zühre Yıldızı’dır. Hiçbir zaman göz kırpmayan, asalet ve güzelliğin sembolü olan ve halk arasında; Çoban Yıldızı, Şafak Yıldızı ve Çulpan gibi isimlerle anılan bu yıldız, tarihin her döneminde ve güzel sanatların her dalında sanatçılara esin kaynağı olan Venüs’tür. Peki nedir bu Zühre Yıldızı’nın gizemi? Parlaklığıyla, Müşteri ve Zühal yıldızlarını bile geride bırakan Zühre Yıldızı’nın, başka hiçbir yıldıza nasip olmayan ilginç ve ilginç olduğu kadar da düşündürücü ve ders alınacak bir efsanesi vardır. Zühre Yıldızı Efsanesi yalnızca bir yıldız efsanesi olmayıp, Ademoğlunun nefsi ve şehevi hislerinin, ruhani varlıklar üzerinden ele alındığı çarpıcı bir çöl efsanesidir.

Çöl... Zamanı geldiğinde bir parça gölge ve bir bardak suyun dünya malına bedel olduğu, uçsuz bucaksız kum diyarı. Sahte umutlarla insanların peşine takılıp sürüklendiği aldatıcı serapların mekanı... Göz alabildiğince uzanan kum tepeleri arasında insanoğluna hayat sunabilen başlı başına bir nimet sayılan vahalar ve vahasız yerlerde insanların hayata tutanabildikeri su kuyuları. Çöl efsaneleri; gündüz Güneş’in, gece ayazın gazabı, aldatıcı serapların hayal kırıklığı, kervanlara yapılan harami baskınları ve suyun nimetiyle yoğrulmuştur. Her yıldız bir başka parlar çöl gecelerinde. Hele ki bu yıldız Zühre Yıldızı olursa.

Devamını Oku