Mutluluk yakışır sana
Ellerine öpücükler
Sen sevgili sen ana
Bilmez kimse
Dinmez içindeki fırtına
Sözlerde hasret
KURTULUŞ
Her ölenin yerine fışkırır bir umut
Sen ağlama gidenlere, ey şanlı bulut
Sabret ne güneşler doğacak sonunda
Yüksel, sonsuza isteği buydu onunda
Her yıldırımda
Düşmüştür sanırsın
Düşmemiş çıkmıştır.
Yeryüzünden gökyüzüne
Bir enerji boşalımıdır
Yer kürenin kükremesi
Kara saplanan kar küreğin
Çamurla kirlenmez yüreğin
Tertemiz çıkardı inansan
Bir su damlası gibi safsan
Tutsanda camı kalmazdı bir iz
Sırrı verirsen ele
Herşeyin gider sele
Canan bildiğin bile
Satar seni ecele
Hayatın oyunları
Çomak sokmak arı kovanına,
Bir parmak bal dostlarına
Nedemek? bilirdi...
Ağlayan çocuk sesleri
Çok uzaklardan gelirdi.
Hiç duyulmayacak feryatlar
Doğanın en güzel yeşili,
Asılı sanki dut ağacında,
İpeğin özü, besbelli yapraklarında
Onları kemiren bir kurt
Bu ipekböceği aslında,
Bir koza için mi bunca telaş
İyilik yap, bir gün kıymeti bilinir,
Kötü isen, namın çabuk silinir.
Ne mezarlar doldu kötülerle, nefretle anılır.
Kefenin cebi olsa, ne götürülecek sanılır.
Zenginin borusu ötmezde o gün
Mahşer duyar ki, sur çalınır.
Üstümdedir bütün ömrün sancısı
Nerden gelir bu çilenin acısı
Nergis değil güldür belki incisi
Hepsi birden kaderimin falcısı
Nasıl olsa ben giderim yoluma
Üç dileğim birden olsun kuluna
Bu gün söyle sevdiğini
Bu gün ye dilediğini
Bu gün seyret sevdiğin filmi.
Ya da, yaşa dilediğin iklimi.
Hani o ipek kravatın var ya
Takmaya kıyamadığın




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!