İpe Hayallerimi Astım Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
782

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

İpe Hayallerimi Astım

ipe hayallerimi astım,
hepsi sen’li.
bir ben kaldım altında,
bir de Allah’ın bildiği
şu perişan halim.

unut, dediler.
ulan, unutmak kolay olsaydı
meyhaneler bu kadar kalabalık,
şairler bu kadar yalnız olur muydu?

kadehi kaldırdım, sen çıktın dibinden.
suyu içtim, boğazımda sen.
sokağa çıktım,
gölgen benden önce dönmüş köşeyi.
ben senden kaçtıkça
sen bana vardın.

ne tuhaf iştir şu aşk,
adamı sevdiğine kavuşturmaz da
kendinden eder.

akıl dediğin iki paralık muhasebeci,
oturmuş gönlün kapısına
zarardasın deyip duruyor.
bre akıl.
ben kar etmeye mi geldim dünyaya?
bir çift göze ömrümü yatırmışım,
batmışım işte.
varsın iflasımı da şairler yazsın.

dünya dediğin üç günlük han,
biri doğduğun, biri öldüğün gün.
aradakini de bir güzel kadının ardından
harcamışız, çok mu?

gençliğimi verdim,
gecelerimi verdim,
gururumu verdim.
bir tek seni alamadım karşılığında.
demek aşkın pazarında para geçmiyor.
yürek geçiyor.
onu da sana verdik zaten.

şimdi ceplerim boş,
gönlüm hacizli.
gelip alsınlar.
bir eski masa, iki kırık sandalye,
yarım şişe yalnızlık
ve duvarda sen.
başka servetim yok.

değdi mi? diye soruyorlar.
ne bileyim be agop
aşk dediğin,
değip değmediğini hesapladığın gün
aşk olmaktan çıkar.
ben seni hesapsız sevdim,
belki bütün kabahatim buydu.

sen giderken kapıyı kapatamadım.
insan bir gün döner diye beklediğine
kapı kapatamıyor.
kapı açık kaldı.
kış girdi, yağmur girdi,
başkaları geldi geçti.
bir tek sen dönmedin.

sonra öğrendim,
bazı gidenler geri dönmüyor,
ama insanın içinden de gitmiyor.

işte buna içerim.
rakının günahı yok.
kadehin ne kabahati var?
ben sarhoşluğu senin gözlerinden öğrendim,
meyhaneci yalnız bardağı doldurdu.

bir duble daha, dedim.
yeter, dedi.
güldüm
bana yetmeyen bir kadın olmuş,
senin iki kadehin mi yetecek?

sustu.

bazı adamlara nasihat edilmez,
bazı yaralar sarılmaz,
bazı kadınlar unutulmaz.
bırakırlar adamı
kendi cenazesinde diri.

geziyorum, gülüyorum, konuşuyorum.
sorana iyiyim diyorum.
insan bazen kendi ağzından çıkan yalana
inanmak istiyor.

sonra gece oluyor.
herkes evine,
ben sana dönüyorum.

sen yoksun.

ama yokluğun,
çoğu insanın varlığından
daha çok yer kaplıyor odamda.
sandalyede sen, pencerede sen,
sigaranın dumanında sen.
aynaya bakıyorum,
bir tek ben yokum.

bre divane diyorum kendime,
bir kadın gitti diye
dünyayı mı yakacaksın?

yakarım.

dünya benim dünyamsa yakarım.
hem dünya dediğin sonunda
bir avuç kül değil mi?
kimi paraya yanmış, kimi makama,
kimi cennet hesabına.
ben bir kadına yandım diye
mi günahkar oldum?

varsın olayım.

defterimi açsın melekler,
tek cümle yazsınlar.
bu kul, bir kadını
haddinden fazla sevdi.

altına da ben imza atarım.

pişman mısın? derlerse
değilim.

bir daha dünyaya gelsen
yine sever misin? derlerse.

işte orada susarım.

çünkü insan aynı uçurumdan
iki kere düşerse
buna aşk mı denir,
ahmaklık mı, bilemem.

ama seni görsem.
şöyle uzaktan.
saçların yine rüzgara karışsa,
gözlerin bir an gözlerime değse,
bütün nasihatleri çöpe atar,
bütün yeminleri bozar,
yine sana yürürüm.

demek akıllanmamışız.

iyi ki de akıllanmamışız.

şu dünyanın akıllılarına bakıyorum.
evleri büyük, cepleri dolu,
yüzleri bomboş.

benim cebimde üç kuruş yok belki,
ama içimde bir zamanlar sen vardın.

az servet mi?

şimdi
ipe hayallerimi astım,
hepsi sen’li.

rüzgar vurdukça sallanıyorlar.

birinde elimi tutuyorsun.
birinde yaşlanmışız.
birinde küçük bir ev,
masada iki fincan kahve.
birinde saçlarına ak düşmüş,
ben hala sana
ilk günkü gibi bakıyorum.

en çok ona dokunamıyorum.

çünkü gerçekleşmeyen hayaller ölmez.
insanın içinde
ömür boyu sallanır.

ben de altlarında oturmuş
şiir yazıyorum.

millet beni şair sanıyor.

ne şairi be.

ben yalnız
sana söyleyemediklerimin
mezar taşlarını yazıyorum.

her şiir biraz sen,
her nokta biraz veda,
her susuş koca bir kal.

ama sen gittin,
ben kaldım.

şimdi kim kazandı bilmem.

belki sen hayatı,
belki ben şiiri.

fakat gece olunca
şairliğin de canı cehenneme.

insan bazen güzel bir dize değil,
kapının ardından gelecek
iki kelime istiyor.

ben geldim.

o ses gelmedi.

ben de kadehi masaya,
başımı duvara,
seni Allah’a bıraktım.

kendimi bırakamadım.

sabah oldu, yine kalktım.
yine yaşadım.
belki bir gün
şu asılı hayallerden biri
ipini koparır da gerçek olur diye.

olmazsa?

canı sağ olsun.

biz zaten olmayacak şeyleri
seve seve bu hale gelmedik mi?

ipe hayallerimi astım,
hepsi sen’li.

bir tek kendimi asmadım.

çünkü birinin
bu hikayeden sağ çıkıp
şiirini yazması gerekiyordu.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 12.08.2026 18:44:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!