Kimse kimsenin yüreğine
ölçü aletiyle bakmasın kardeşim,
herkes kendi yarasının
kanını bilir çünkü.
Bir insanı yargılamak kolay,
bir insanı anlamak zor.
Hele elinde makam,
dilinde hüküm varsa
kendini gökyüzü sanır bazıları;
oysa hepimiz kardeşim,
aynı toprağın altında
aynı sessizliğe varacağız.
Öyleyse
birbirimizin yarasına tuz değil,
bir avuç merhamet bırakalım.
Bir söz söyleyeceksek
yüreği ısıtsın kardeşim,
bir kapı çalacaksak
içeridekini ürkütmesin.
Çünkü insan
ardında ne servet bırakır
ne de kürsülerde söylediği nutukları;
bir gün dönüp baktığında
hatırlanan yalnız şudur:
“Bana nasıl hissettirdi?”
Kimi gelir,
bir kış günü soba gibi
ısınır içimiz.
Kimi gelir,
güneşli bir günde
gölge eder ömrümüze.
Kimi de gelir
cebinde zehir,
dilinde bal taşır;
gülümserken bile
bir çocuğun düşlerini kırar.
Gençlere gelince...
Onlara
yasaklardan duvar örmeyin kardeşim.
Kitap verin ellerine,
soru verin,
merak verin.
Düşünmeyi öğrenen gençten
korkmayın.
Çünkü susturulan akıl
karanlıkta yol arar;
elinden özgürlüğü alınanın
başka kapılara yönelmesi
şaşırtmasın sizi.
Bir ülkeyi
yalnız asfaltla büyütemezsiniz.
Bir ülkenin gerçek yolu
vicdandan geçer kardeşim.
Okulunda çocuk açsa,
işçisi yorgunsa,
emeklisi pazarda
iki domates arasında
hesap yapıyorsa
hangi büyük söz
kurtarır bizi?
Siyaset dediğin
koltuk koruma sanatı değildir.
Siyaset, kardeşim,
halkın ekmeğine
el değmeden önce
vicdanını ortaya koymaktır.
Bir elinde mühür,
bir elinde yetki bulunan
önce aynaya bakmalı:
“Ben bu ülkeye
ne kattım?” demeli.
Çünkü memleket
bir avuç insanın
kendine ayırdığı bahçe değildir;
hepimizin evidir kardeşim.
Yetimin,
işçinin,
öğrencinin,
emeklinin,
tarladaki çiftçinin,
madenin karanlığındaki işçinin
ortak evidir.
Sofradan adaleti kaldırırsanız
geriye ne kalır?
İşte ben
bütün bunları düşünürken
şunu öğrendim:
İnsan olmak
çok büyük bir unvan değil kardeşim.
Bir yetimin başını okşamak,
bir yaşlının sözünü kesmemek,
bir gencin düşünebilmesine izin vermek,
emeğin hakkını vermek,
haksızlık karşısında
“bana dokunmuyor” dememek...
Bazen insan kalmak
bütün öğretilerden büyüktür.
Öyleyse bırakın
kim ne kadar kusursuz olduğunu anlatsın.
Ben kusursuz değilim kardeşim.
Ama biliyorum:
Bir başkasının yarasına basarak
kendimi büyütemem.
Hiçbir makam,
hiçbir para,
hiçbir alkış
insanın içinde
kaybolmuş vicdanı
geri getiremez.
Günün sonunda
hepimiz aynı kapıdan geçeceğiz.
Ne unvan kalacak,
ne makam,
ne kalabalık...
Geriye
birkaç güzel söz,
birkaç iyilik,
birkaç insanın yüreğinde
bıraktığımız sıcaklık kalacak.
Varsın benim adımı
duvarlara yazmasınlar kardeşim.
Bir çocuğun yüzünde
umut bıraktıysam,
bir yoksulun sofrasına
ekmek koyduysam,
bir gencin elinden
düşüncesini tutup kaldırdıysam,
bir haksızlığın karşısında
tek başıma da olsa
“Hayır!” diyebildiysem...
Bana
işte o yeter.
Çünkü bu dünyada
en büyük makam, kardeşim,
insan kalabilmektir.
Hikmet Metin ÇavdarKayıt Tarihi : 23.08.2026 16:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!