Kardeşin kardeşle kucaklaşması
Bulutlara inat güneş gibidir
Sevgiyle sarılıp koklaşmaları
Gecelere inat seher gibidir.
YAŞANMIŞ GERÇEK BİR OLAY: KEKİK
Otuzlu yaşlardaydım, eşimi yitireli on yıl olmuştu. Kızımla birlikte yaşıyordum, ablam ve çocukları Ankara’dan, Bursa’ya bana misafir gelmişti. Öğlen yemeği için köfte yapmaya başladım, sırasıyla baharatlarını ekledim, tam kekik koyarken çok azaldığını gördüm:
“ Taze ve temiz kekik bulsam da alsam ama nereden bulacağım?” diye düşündüm.
Rahmetli annem her sene pazardan demet demet taze kekik alır, onları yıkayıp kuruturdu. Daha sonra onları kevgirden geçirip kavanozlara koyup bizlere verirdi. Biz de gönül rahatlığıyla yemeklerimizde kullanırdık.
O gün Mudanya’nın bir beldesinde yalnız yaşayan, zengin bir teyzemiz bize gelecekti. Kendi çocuğu olmadığı için sahibi olduğu bir daireyi ablamın üzerine yapacaktı. Teyze benim evime ilk kez gelecekti, hangi dairede oturduğumu bilmediğinden, ablam balkonda onun gelmesini bekliyordu. Ben de ablamın yanına gittim, teyze taksiyle geldi ve elinde kocaman iki paketle taksiden indi. Ablam karşılamak için yanına gitti. Evime buyur ettik, hal hatır sorulduktan sonra teyze paketleri gösterdi:
Hüznün makbul meyvesidir kestane
Beğenmez dikenli kabuğunu
Sıyrılırken kozasından hemen büyür burnu
Atar kendini ağaçtan tane tane
'Kestane kabağı'nca yapışır yere
ANILAR...ANILAR...ANILAR...
MUDANYA'DA YAŞANMIŞTIR
KİRAZ NAKILLARI (ÖZENCİK)
ANILAR...ANILAR...ANILAR...
YALOVA'DA YAŞANMIŞTIR
KİRAZ SEFASI, KARAKOL CEFASI
1968 Yılıydı, o sene Yalova'ya taşınmıştık. Yalova o yıllarda adeta cennetten bir köşeydi. Oturduğumuz sekiz daireli apartmanın çoğunda o zaman Gölcük de bulunan, Amerikan üssünde görev yapan Amerikalı subay aileleri oturuyordu. İki dairede de Kara Deniz' li aile vardı. Bir tanesi apartmanın sahibi müteahhit, diğeri de Yalova'da büyük bir konfeksiyon mağazaları olan aileydi. Biz beş kız kardeşi çok sevdiler. En Küçük kardeşim birinci katta oturan ailenin kızıyla çok güzel anlaştılar, İkisi de aynı yaştaydı ve birlikte okula gidiyorlardı.
MUDANYA’DAN MAHZUN BİR KRALİÇE GEÇTİ, BANA GÜLÜMSEYEREK.
1956 yılıydı o gün babam, beni Mudanya iskelesindeki iş yerine götürmüştü. İlkokul ikinci sınıftaydım, sekiz yaşlarındaydım. İran Kralı ve Kraliçesi’nin, deniz yoluyla Mudanya’ya geleceği ve kara yoluyla Bursa’ya geçecekleri haberini, radyodan ajansları dinleyenler bütün kasabaya duyurmuştu.
Okulların sadece büyük sınıfları karşılama törenine götüreceğini, öğretmenimden duyunca çok üzülmüştüm. Ablam, beşinci sınıfta olduğundan kraliçeyi görecek, ben göremeyecektim. Ağlamaya başladım, babam üzüldüğümü görünce anneme seslendi:
“İnci’yi hemen giydir, kraliçeyi o da görsün hanım” deyince annem:
“Ağlama kızım, şimdi baban seni de törene götürecek. Kardeşlerine bakacak kimse olsa bende kraliçeyi görmek isterdim” dediğinde sevincimden ne yapacağımı bilemedim.
Annem, en yeni elbisemi giydirmiş ve saçımı tarayıp her zaman olduğu gibi kolalı kurdelemi başıma takmıştı. Babam elimden tutmuş birlikte iskeleye gitmiştik.
MENEKŞENİN MORU
Mor menekşem durgun musun
Rengin uçmuş solgun musun
Doğru söyle mor menekşem
Vefasıza vurgun musun
DİKKAT DİKKAT… 2. BÖLÜM.
SEVGİLİ OKURLARIM, YAŞADIĞIM İNANILMAZ GERÇEK BİR OLAYIN DEVAMI.YENİ OKUYANLAR KONUYU ANLAMAK AÇISINDAN, ÖNCE İLK BÖLÜMÜ OKUSUNLAR LÜTFEN.
MUM ADAĞI (LOĞUSA SULTAN TÜRBESİ)VE BAYRAK ADAĞI( BAYRAKLI BABA)
Hayat insanlar yaşadığı müddet zarfında, yaşamın bedeli olarak hiç beklemediğimiz anlarda, bizlere öyle sürprizler hazırlar ki kimi zaman en mükemmel kimi zaman da en acımasız olayları yaşatır. Bazı mutlulukların yanı sıra, çok acı dersler de verir.
Bu olaylardan biri de benim başıma geldi ve en acı şekilde yaşadım. Daha önce yazdığım birinci bölümde, olayın devamını yazacağıma sizlere söz vermiştim. Sizleri merakta bırakmamak ve okurlarımdan gelen yoğun istek üzerine, gecikmeli olarak yazmaya devam ediyorum.
Eşimin ani vefatından sonra yetmiş günlük kızımla birlikte Van’dan, Yalova’ya baba evine dönmüştüm. Kötü bir rüyada yaşıyor gibiydim, olanlara inanmak istemiyor, kaderime isyan ediyordum. Onulmaz acımı yaşarken babasız çocuk büyütmek bana çok zor geliyor, acıma acı katıyordu. Annem, babam ve kardeşlerim bana her konuda maddi, manevi yardımcı oluyor, beni teselli etmeye çalışıyorlardı. Hiç bir kelimeyle avunacak, teselli olacak durumda değildim.
Baharın uyanışının müjdesiyle
Mutluluktan yüzü gülüyor
Etekleri zil çalıyordu doğanın
Mart'ı geçmişe uğurlamanın hüznüyle
Nisan'ı karşılama kıvancının
Hemhal olduğu
ANILAR...ANILAR...
YALOVADA YAŞANMIŞTIR
NİŞAN KURABİYELERİ (ARMUT KURABİYELER)
Mudanya'nın yerli halkının kendine özgü adetleri ve gelenekleri vardır. Bunların başında gelenler bayramlarda yapılan PASKALYA Çörekleri ve Nişan merasimi için yapılan NİŞAN Kurabiyesidir.




-
Avni Hanok
-
Avni Hanok
-
Avni Hanok
Tüm YorumlarSaygıdeğer şair kardeşim Adı Mehmet şiirinizi okudum. Sade ve içtenlikle yazılmış. Sizi canı gönülden tebrik ederim. Saygılarımla ömrünüz uzun ve bereketli olsun.
Saygıdeğer şair arkaşım. Herhangi bir zorlama ve gereksiz sanat yapmaya ihtiyaç duymadan ifade ettiğiniz hem sade hem derinlikli şiirlerinizden dolayı tebrik eder saygılar sunarım. Ömrünüz bereketli sanatınız daim olsun.
Saygıdeğer şair arkaşım. Herhangi bir zorlama ve gereksiz sanat yapmaya ihtiyaç duymadan ifade ettiğiniz hem sade hem derinlikli şiirlerinizden dolayı tebrik eder saygılar sunarım. Ömrünüz bereketli sanatınız daim olsun.