Yok, say hüzünleri, olmasın çile ve keder
Sefalar yaşansın, matemler kalsın gecede
Kasaveti bulutlar sarsın, yağmur bize yeter
Farz edelim, yeni filizlenmiş gül olalım
Koy ver gitsin, kahkahalar yıksın kahırları
Zaman kızgınlık zamanı yola koyulmuştur kervan
Toplamışındır kıyıda köşede bir kırıntı bile bırakmadan
Ne kadar konu ne kadar anı varsa senin tarafında olan
Yandaş kuruntularını da çıkarmışındır mutlaka sandıktan
Ne kadar cisim resim isim varsa sana ait olan
Alıp götürmüşündür bütün kindarlığınla üstelik hiç acımadan
Eflatun akşamların efkârlı şarkılarını dinlemekteyim şu an
Vakit hayli geç olmuş yollarına bakmaktayım endişelerdeyim
Birde üzerine hasret şarkıları çalmakta üstelik hüzünlüyüm
Ve yanım da sardunya çiçeğim var seninle büyüttüğüm
Diğer yanım da beraber sevip okşadığımız menekşelerim
Suladığım halde boynu bükük ve üzgün
Ben hüzünler diyarının garip şairiyim
Tenha sokaklar da başıboş gezmekteyim
Benliğimi küskünlük sarmış, kırgınım
Üstelik hiç güzellik yaşamadım
Mutlu olmadım ki, hiç
Ve bilmem süslü kelimeler
Gaflet denen nafileler çökmeye meyletmiş, iman bahtlarına
Feryatlar ile makberi, gözyaşı sarmış, melekler ağlamakta
Zikrederken bütün varlık, şükre el açarken, sabahın tan yerinde
Acizlik ahvaline girdik, dünya sevdasına düştük, eyvah, eyvah
Manadan sana değer biçildi, bunca melek, secde etmek için seçildi
Gidiyorum ellerimde yalnızlığımla matemim
Akşamlarımsa yanımda karanlıklarla gidiyorum
Üstelik hiçbir şey bırakmadığım
Şiirlerimse sağ cebimde kimseye yazmadığım
Gidiyorum ellerim cebimde aklım da sen
Kızgınlıklarımsa uysal tarafımda saklı
Habersiz gidişinle başladı mahkûmiyetim
Karanlık odalara kitlerim isyan tarafımı
Kirli zafiyetlerimin planlarını kurmaktayım
Dönmeyeceğin gelir aklıma çıldırmaktayım
Anarşist tarafına koyarım kendimi senaryoların
Adamlığımı toprağa gömüp bozgunlar yaratırım
İstiklal savaşından, çıkınca bu vatan
Devrimler başladı, kurtuluşun ardından
Kara tahta önünde, bana yazmayı öğretin
Sana ne kadar dua etsem, azdır hocam
Yazmaya başladı elim, yüreğimle kelime
Gözlerim gözlerinde, asılı kaldı zaman
Çok eskiler gibi derin, okyanuslar kadar
Kuytu köşelere gizlenmiş, çocuk misali mahzun
Uykusuz gecelerin nöbetinde, kalmış gibi yorgun
Hiç bu kadar güzel olmamıştı, gözlerde hüzün
Bu kadar güzel durmamıştı, gözlerde, inci tanesi yaşlar
Gönül koyarım, gönülden yana, gönül dergâhlarına
Gül kokulu muhabbetlere, bülbül gibi figan ederim
Bir selam verenin hatırı, kırk yıl sürmekte bende
Ben gönül adamıyım, gönül muhabbetinin hizmetinde
Gönül muhabbetine hizmet dediğin, elle ayakla olmaz




-
Kardelen Tuba
Tüm Yorumlarselamlar.şiirleriniz harika.ben kitapçı kız! ...