Tahta atlarımız yok oldu artık
Efkarın adına bayram demişler
Bayramı unutalı çok oldu artık
Efkarın adına bayram demişler
Nerde o çocukluk, o şeker günler
Damakta kalırdı, bayramın tadı;
Öpücük toplardı o güler yüzler
Yanakta kalırdı, bayramın tadı
*
Mini heyecanı akşam giyerdik,
parasız-pulsuz/bedevayım
yaşamadın beni/
belki/bir damla gamze /belki bir o kadar hüzün
belki/dilin ucunda belki de dibinde dizin
parasız-pulsuz/bedevayım/
yaşamadın beni/
BELKIS’IN AŞKI
Bu günkü Habeşistan, Yemen havalisinde; Sebe diye bir hükümdarlık vardı ki, annesi cin, babası insan olan Belkıs isimli bir kraliçe bu bölgeyi keyfine göre yönetimi altına almış bulunuyordu.
Yarı insan, yarı cin olan bu İmparatoriçe, dediği dedik olan tek hükümdardı, güzelliği ve zekâsı ile oluşturduğu gücü ile dönemin emsalsiz kraliçesi, Belkıs.
Afeti devran olan Kraliçe Belkıs evli değildi, buna olanakta yoktu zaten, zira herkes onun tebaasıydı, canından vaz geçen bir yiğit var mı ola ki, Belkıs’a değil zevcelik, ufacık bir imada bulunması halinde; başının gövdesinin üzerinde durması en şaşılacak bir şey olurdu o zaman.
Çok güçlü bir ordunun komutanı, asabi, sinirlendiğinde; gözü hiç kimse ve bir şeyi görmeyen, ele avuca hatta bir kalbe bile sığmayacak kadar farklılık taşıyan besbeter güzellikte hırçın mı hırçın, özelliği kendinden menkul, münhasır bir kadının ismiydi Belkıs;
bulut kara, kar beyaz
kara koyun sütü gibi
kimi diyor kar yağışı
kimi diyor aşk serpişti
limon ekşidir ama
çiçeği hep kar beyaz
Çil çil türkülerim yağar yüreklere
Toynaklardan topladım ataların atlı sesini
Hazar’da mayalandı bin yıllık sevda
Çobanıyım ben bu yurdun
Ben çizerim kendi hududumu
Ben gidiyorum annem
Oyuncaklarımı iyi sakla
*
‘Amiral Battı’ oynayacağız
Seyit Abimle
Anafartalar’da
Malûl oldu yürekler; aşklar sürüncemede
Küflendi bu şiirler, beni anlamıyorsun…
Dideler nihan olmaz ama kisvesi takmış;
Yok olmanın yolu yok adresi bilmiyorsun
Yasaklanmış ağaçtan bir salkım hayat sarkmış
Benim sevdalarım bir suya benzer
Dolar bir şiire karışır aşa;
Yatak dar gelince, sahilde gezer
Çarpa carpa gider; dağlara, taşa
Çiçek mevsiminde işim çok olur
Çığlıktan sonra konuşmaya çıktım ben
Meme diye ağlamayan, anlamaz dilimi
Çeyiz gibi gizlenirdi yavuklumuz bizden
Sazendeler de saza dökemedi derdimi
Bağrımızdaki sırları silerdik gözlerimizden




-
Ahmet Vural
-
Hasan Turgut
-
Naime Özeren
Tüm YorumlarBütün şiirlerinizi de zevkle okuyor takip ediyoruz..sizin siiire olan tutkunuz okuyucularınıza da sirayet ediyor ve şiiri sevdiriyor.İlhamınız gani kaleminiz daim yazar olsun.Sizi tebrik ediyorum.Saygı ve sevgilerimle...
Sizi sarıkaya şiir söleni de tanıma ve şiir kitabınızı okuma fırsatım.oldu çok değerli ve çok kaliteli bir kişilik ve ruha sahipsiniz değerli üstad adıma imzalamış olduğunuz SIR SIZINTISI hala baş ucu kitabım olarak manevi bir degerde ..selammsaygim dualrimla değerli kalem
Bu, muhteşem bir şiir değerli dost.Sır, gizdir. Bir zerresi bile sızsa artık sır olmaktan çıkar. Ama iyi ki sızmış ta dizelere dökülmüş, bizlere kadar ulaşmış.Sanki, ustalar yazarsa işte böyle yazar diyordu şiir, okurlarına.Kutlarım güçlü kaleminizi ve yüreğinizi...Diğer şiirleriniz gibi bu şiiriniz ...