Taş duvarlar altında kalan sessiz cesedim,
Cansız kaldın ya artık sen de benim gibi yalnızsın.
Tekrar dirileceğin günü neden bensiz beklersin?
Söyle, artık sen benden neden ayrı gezersin?
Yapacak onca işimiz, yazacağımız şiirler varken.
Sonumuz teneşir,
İki kova soğuk su.
Beni imam tanımaz,
Seni cemaat bilmez,
Kiminde dünya derdi,
Kiminde ölüm korkusu.
Senli benli şarkılar,
Bozuk plaklardan,
Olsa da dinlenir... Sevgili
Yağan yağmurların,
Kara bulutlardan,
Seviyorum demek,
Zor olabilir mi?
Canından veren,
Annelerimize...
Dağ gibi duran,
Sevgili, benim için şiir yaz demiş,
Sözlerin, gönülden olsun demiş,
Gönlüm gönlüne gönüllü olmuş,
İki elim kanda olsa yazmaz mıyım?
Ömrü, ömrüme sırlanmış aynam,
Büyük tencerenin kapağı,
Küçük tencereye dar gelir.
Küçük tencerenin kapağı,
Büyük tencereye az gelir.
Sözleriniz altın, içi boşsa,
Karnı tok olanlara az gelir.
Bir dala binlerce kuş,
Dal çok büyükse sığar.
Bir satıra cümle alem,
Kelam Allah derse sığar.
Bir şemsiyeye iki baş,
Omuzlar yakınsa sığar.
Eskiden kalbim ağarmazdı,
Şimdilerde onu bir sızı sardı.
Yazmasam hiç konuşmasam,
Sol yanım sanırsın yırtılacak,
Ya, ferahlat, ya da rahatlat!
Kulun bu kaba sığmaz oldu.
Ruh bedenle birlikteyken can acır,
Ruh bedenden ayrılınca acın kalır.
Söyle Ey Dil...!
Taşınmaz denen yük, canla mı taşınır?
Sırtımı dönünce yüzüne,
Senden ben ayrı düştüm.
Derdim bana hayat verdi.
Lalem ile hemhal oldum.
Ağaçta solan yaprak idim,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!