Oysa kollarımda büyüttüğüm,
Kızıl gümüş rengi acılarımı,
İçime atarken seslenmiştim,
Yanımda kimsecikler yoktu.
Bel ki, birisi çarem olur diye,
Dünya denen büyük hapishanenin,
İmansız, insafsız, kibirli gardiyanları,
Sevgiliyi görüp, son kez bakmam için,
Görüş günüme neden izin vermediniz?
Sizlerinde sonu benim gibi dört duvar.
Bir gelincik vardı.
Rüzgarla dans ederdi,
Kırlarda özgürce.
Bir gelincik vardı,
Diğer çiçeklerden korkak,
Benim şu mecnuna dönmüş gönlüm,
Sensiz gecelerde, aşkına ağyar olmuş,
Ayrılık bezmine teselli olan son şarkıyı,
Yarattığın, tarumar olmuş kullarında arar.
Didarlarının, imtihanı dayanılmaz olur,
Giremediği aşk meclisinde gülleri yolar.
Şu gökteki yıldızları görüyor musun?
Çağırmadan önce bende bir yıldızdım.
Yüzünü bana çevirip beni dilemeseydin,
Çağırıp beni gel demeseydin gelmezdim.
Gecemde yalnızlık ve sensizlik varken,
Şimdi şuan şuracıkta boylu boyunca uzansam,
Üzerimden, bedenimden, yüreğimden geçsen.
Şuanda, biranda, aniden, hemencecik ağlasam.
Ellerinle yüzümdeki, gözümdeki yaşlarımı silsen.
Sanmayın ki, aranızdayım,
Bir an bakıp, gülüp geçtim,
Sanmayın ki, aklınızdaydım,
Hatırınıza şöyle gelip gittim.
Size okunan bir masaldım,
Her zaman aklımda
Söylenen sözlerin.
Yalnız gecelerimde,
Yüreğimin ta içinde.
Ağlayan bir çoçuğun,
Yarım pencereleri,
Kapatan,
Başaklara,
Boyun eğdiren,
Rüzgar,
Sert esince,
Tazemi taze simitleri vardı,
Hep küçük bir sepette taşırdı.
Bir çift ayakkabı içindi herşey,
Okuyup büyük adam olacaktı.
Yorgun simitçi bir çocuk vardı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!