Sesler havada yankılanır,
Kulaklarımız duyar,
Fakat yanılır.
Sesler ağzımızdan,
Düşüncesizce çıkar,
Yazarken ulu orta,
Konuşurken utangaç,
Susarken düşünceli,
Severken her şeyinle sev.
Bir sır saklıydı gönül dağında,
En tepesine tırmandım aşkın!
Seni belki orada bulurum diye,
Dağ, karlı, soğuk ve viraneydi.
Sürekli yanan bir ateş vardı, biliyordum.
İçinde yaşam olan her şeyi kuşatan.
Islak saçlarında rüzgarlar sakla,
Değince saçlarının teli açılsın.
Kara günlerine güneşler sakla,
Vurunca gönlünde güller açılsın.
Kış ayazlarına yaz sıcakları sakla,
En güzel denizlerin şiirlerini,
Denize hasretler yazarmış.
En güzel dağları düz ovadakiler,
En güzel köyleri, şehirdekiler,
En güzel çiçekleri, görmeyenler,
En güzel aşkları,
Zamandan durumdan habersiz,
Kendini yenilemek üzere hayat.
Koparılmış,kotarılmış bunca umut.
Sararan solan yırtık birer yaprak,
İçinde lüzumlu lüzumsuz muhteviyat,
Sırça köşklerde dolaşma a be gönlüm.
Fakir sofrasına otur da yürekli ol.
Saltanat dediğin bir ömürlük gün,
Hakikat denen dosta bağlan da mutlu ol.
Saltanat dedikleri bir ömürlük iş..
Arif olanlar anlar, bunlar boş iş.
Gönlün pusulası Aşk-ı göstermeli,
O zaman anlamını bulur cümle iş.
Sarmışsa ruhlarımızı Aşk,
Dikenlerden korkmamak gerek.
Akmışsa gözlerimizden yaş,
Gönülden katlanmak gerek.
Güllerle dolu bir bahçede,
Seni bekliyorum,
Elimde çiçeklerle,
Dilimde hecelerle,
Ama gelmiyorsun.
Seni bekliyorum,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!