Elini vicdanına koy
Seni seven kalbin
Sensizliğinde sesini duy!
Bırak Leylayı, Aslıyı,
Tahtı, bahtı, sarayı,
Şefkatli sözlere ihtiyacımız var,
Kırık kalplerimize süreceğimiz
Atomlar gibi kenetlenmeliyiz!
Yoksa, dört bir köşeye dağılacağız,
Hayat devam ederken hepimiz.
Hep bir Mecnun beklemekle geçer ömrümüz,
Mevla'nın nefesi dokunmuştur kirli toprağımıza,
Sözler, bakışlar elbet gönüllerimizde yer edinir.
Hz. Yakup'un gözyaşlarında bir anlam gizlidir!
Bulutlara ait ıslak imzalar güneş vurunca silinir
Ya Züleyha'nın Yusuf'a vurgunluğuna ne denir?
Ey Kervancı!
Yükümüz ağır,
Omuzlarımız zayıf,
Yardım etki,
Onu kaldıralım.
Her şey kesilir gülüm
Baş, ayak, el, bilek,
Bıçak olmadan ekmek!
Umudumuz var gülüm
Sev sen Allah diyerek,
İnat ettin, bir iddiaya tutuştun,
Kısa bana kaldı, uzun mu sende?
Ben seni her halinle severdim,
Her şeyi dert etmeseydin keşke.
Bak geçiyor bütün mevsimlerin
Keşke,
Saçlarının arasına
Gözlerinin içine kaçsaydım
Çantanın içinde olsaydım, Arar beni bulurdun!
Keşke,
Bir keskin bıçak vermişler elime,
Acım, mutluluğum ondan sorulacak!
Sabret diyorum, seven gönlüme,
Canın çıkmış, bir daha mı çıkacak?
Bakıyorum çiçeklerin renklerine,
Kelebekler ağlamasın
Çiçekten çiçeğe uçsun
Rengarenk kanatlarıyla
Bize mutluluğu hatırlatsın
Kelebekler ağlamasın
Bir ayağı kırılmış,
Makyaj yapılmış,
Zamanı geçmiş,
Kelepir bir masa,
Menfaati olmasa,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!