Yıllarca yazdık yazdıklarımıza anlam katamadık
Giysilerinden etiketlerinden makamlarından değil,
Kalplerinden sevdik tüm insanları, yaranamadık.
Efendi olan kuşlara, Baykuş diyorlar da,
Yaramaz olduğu için mi, yaramayana yarasa!
Allah (c.c.) işe yaramayanı, Yaratır mı, oysa?
Yarasa da, yaramasa da, kuş değildir yarasa!
Kimine göre, kör, ucan bir mağara faresi,
Kelimelerle
Uğraşanlar,
Yaşayanları,
Bazen öldürür!
Delil bırakılmaz
Orta yerde.
İstisnaları saymazsak, insanlar aç ve susuz üç gün yaşayabiliyormuş
Sevgisiz, seksen beş yıl, bir ömür sürenlere, yaşadı bile denmiyormuş
Süleyman ot ile konuşur dediler
O konuşmak bu konuşmak değil
Süleyman dert için ilaç arar dediler
Ya Şafi aranmazsa ilaç çare değil.
Okşanacak yetim başı vardı,
Sen şu eli kimlerden gizledin?
Ete kemiğe bürünenler vardı!
Sen lokmanı nerede tükettin?
Gözlerinden yaş akıtan vardı,
Sen hangi gönülleri dinledin?
Herkes mühendis!
Herkes mimar!
Öyleyse neden
Yapılmıyor ki minval?
Gözler mi bozuk?
Kitaplar yazıyor olsalar da tüm gerçeği.
Varmış, insanın yaşayarak öğreneceği.
Bir Yasemin'dir tutturdu şu gönlüm,
Yasemin'i kimse benim gibi bilmez.
Öyle candan, içten bakışları var ki,
O bakışlara bu canı versen yetmez.
Yasemin, gönül yaram, ince sızım,
Kendimi hiç yaşlanmaz sanıyordum!
Biraz daha erken mi yatsam acaba?
Saçlarımı, bir ton koyuya mı boyatsam?
Az kestirsem genç gösterir miyim acaba?
Bıyıkla da olmuyor, çocuklar korkuyor,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!