İKİ KADEH ADALET
Gece dediğin cebinde bozuklukla dolaşır,
Bir köşe başında bütün lambaları sorgular.
Sokak susar,
Apartmanlar dişlerini sıkar,
Biz yine eve dönmeyi marifet sayarız.
Hayatı veresiye almışız sanki
En ucuzundan bir sandalye çekmişiz kenara.
Oturup geleceğin hesabını yapıyoruz,
Gelecek de utanmadan eksik çıkıyor kasadan.
Garson, iki kadeh koy masaya
Birine adalet,
Ötekine biraz cesaret.
Şöyle kenarından içelim memleketi,
Fazla yaklaşmadan yangına.
Çocukların ceplerinde kırık düğmeler,
Annelerin sesinde ay sonu telaşı.
Kimse bana umut diye paket satmasın,
Açınca içinden çıkıyor yine borç.
Bağırıyor televizyon
Şurada biri düşmüş,
Burada biri vurmuş,
Bir yerde tarih yazılıyormuş canlı yayında.
Fişi çekiyoruz.
Odanın ortasında
Gerçek kalıyor sadece.
Bizimkiler sessizleşmiş,
Masada üççatal,
İki kadeh,
Bir de kimsenin söylemediği cümleler.
Kumru konuyor pencereye,
Hepimiz biraz yanaşıyoruz hayata
Sığalım diye.
Selam ver geç
Kapının önündeki köpeğe,
İnsanlara yetişemiyoruz zaten.
Bırak onların cilalı nezaketini,
Bizim ellerimiz yağmurdan,
Ceplerimiz pazartesiden kirli.
Her sabah camda yeni bir ah,
Her akşam aynı perdede eski bir gölge.
Ölüm bile sıraya girmiş mahallede,
Kimse şaşırmıyor artık
Birinin eksilmesine.
Toprak alttan alta konuşuyor,
Taşların arasında sıcak bir öfke.
Sen yine gökyüzünü anlatıyorsun bana,
Bulutları, ufku, yarını...
Al sana bir fotoğraf daha
Hepimiz kadrajdayız,
Benzemiyor kimse kendine.
Geceyi fazla içmişiz belli,
Duvarlar bile sallanıyor hafifçe.
Ben dinlemiyorum.
Ben ne anlatıyorum.
Umutsuz kalmış birinin
Gökyüzüne inanacak hâli yok.
Kayıt Tarihi : 4.09.2026 17:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!