kırk budaklı bir şamdanın dibine oturmuşlar
önlerinde bir sofra: kan, ter ve yalan
bir yanlarında halkın ekmeği, bir yanlarında halkın ahı
tıkınıyorlar
tıkınıyorlar...
bir çelme takıyorlar sabahın seherine
bir oyun kuruyorlar akşamın kör karanlığında
dilleri peltek, vicdanları paslı
her biri bir köşede, bir tezgah başında
biri ağ örüyor ardı arkası kesilmez entrikadan
öteki hançer biliyor "sadakat" diye diye
halkın sesini boğuyorlar
halkın umudunu
halkın özgürlük türküsünü...
ah, o butlancılar!
o küçük hesapların, büyük bezirganları
biliyorlar ki; çark dönse, düzen bozulsa
halkın eli yakalarında
biliyorlar ki; gün ışığı vursa perdelerine
dökülecek o sahte makyaj, o süslü yalan
işte bu yüzden ayak oyunu, işte bu yüzden pusudur işleri
ihanetle beslenir, skandalla büyürler
bir avuç çakal, sofraya oturmuş
yemişler yeminlerini, çiğnemişler andlarını
parti dedikleri bir ulu çınar
gölgesinde yorgun halk dinlenir diye
ama gel gör ki
kurdu içeriden sarmışlar, çürütüyorlar
duyun ey ahali, duyun!
bu oyun, sizin oyununuz değil
bu sofra, sizin sofranızı değil
bu ihanet, sizin emeğinize kasteden
bir avuç hainin çırpınışıdır
yıkılacak o masa
dağılacak o kirli oyun
bir sabah,
bir sabah elbet
türkülerinizle dönecek dünya!
Kayıt Tarihi : 24.06.2026 13:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!