“Ne elinizden gidene, ne de başınıza gelene üzülmeyin”
Ali İmran/ 153
Bir şiire girmek
bin kişilik küffar ordusuna kılıç sallamaktan zordur
ama öyle bir tecrübemde yoktur.
Yıllardır çekerim gönül derdini
Bu derdi bırakıp gidene yazık
Hayallere dalıp bir aşk uğruna
Yıllarını heder edene yazık.
Bilmedim ateşin köz ettiğini
Geceye açmazmış gülün goncası
Sabaha çıkmazmış derdin incesi
Aslı Kerem gibi daha nicesi
Hasret ile yanmış bana çok mudur?
Ölümden gayrıya vermiş dermanı
İçimde kalmadı en ufak hevesim
Öylesine bitkin öyle bir yorgunum
Sevdiklerim için tükendi nefesim
Öylesine kırgın öyle bir durgunum.
Zorluyor kalbimi bu bitmeyen çile
Ömür uzardı her sabah
Ben günden güne yoruldum.
İlk gençliğimde coştum da
Elliden sonra duruldum.
Koştum dünyanın peşinden
Yusufunum
garip ve yetim
düştüm kuyuna
merhamete Yakubum değil
sevgine Züleyham ol
kandır beni şu hayata.
İstedim ki insanlar kendileri anlasın
sustum
ama anlaşılanlar bana ait değildi
kendi arzusunu
ihtiyacını
acısını bana yüklemişti herkes
Tabip neden deştin gizli yarayı
Ben nasıl açarım tekrar arayı
Acıyla kavrulan yalnız yıllarda
Viraneye döndü gönül sarayı.
Külleri üfledim yanıyor közü
İçimde derin bir acı
Aklımda sen
Yaşıyor olmanın bedeli
Bir türlü ödeyip bitiremediğim tutkum
İnsanlar hep kötü ve yanlış şeyleri görüyorlar
İnsanlar hep kötü ve yanlış
Bu yokuşları bir koşu çıkarım,
Aklımdan değil sevdamdan zorum var.
Kahpe dünyayı bir pula satarım,
Aklımdan değil sevdamdan zorum var.
Seçilmez oldu sevenle düşmanım,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!