Çok yaklaştırdık ölüm ile arayı
Seçemez oldum artık akla karayı
Yanıma alsam saklı kalmış yarayı
Geride kalan viran olmuş kime ne!
Karun olsan da bir gün boşalır kasa
Dağıldı dağların sisi dumanı
Yüreğim delirip coşmuyor artık
Gönlümü yaksa da derdin yamanı
İçim dolup dolup taşmıyor artık.
Aktı hayat suyu duruldu dere
Atınca ömrün kanlanmış şafağı
Lutfet Allahım koyma beni kışa
Hayat yolcusu bulur son durağı
Lutfet Allahım koyma beni kışa.
Bir zamanların yemyeşil yaprağı
Piştim ki hayatta dert ile
Ol ehli irfanı kul benim.
Özüm toprak olsa can bile
Halıktan ruh almış dil benim.
Kaç defter doldurur günahım
Bir gönüle düşerse ateş
Yakar yakar kül eder özü
Bir acı ki ölümle kardeş
Gonca açmış gül eder yüzü.
Bade alıp gönül deminden
Ben zindanda değil kuyuda unutuldum
Bu yüzden kaçırdım bir çok şeyi
Kimse benim için kesmedi elini
Belki çirkindim, belki gönülsüz
Kaç gece yalnız seyrettim ayı içim yanarak
Sarayda mı beklerler her zaman Yusufu
Hele bir dinleyin yarenler beni
Yaraya tuz basmak marifet değil.
Baldan tatlı görün içten güleni
Dostuna yüz asmak marifet değil.
Ömür denen mihnet ağır gelirse
Masum Günahlar
Bütün kinlerimi kuşanıp
gökyüzünün kuşlarını
çığlık çığlığa
uçurtmalıyım
arkamdan yas tutmamaları için
Kaç gece uykusuz kaldım
Şükür umutsuz kalmadım...
Yıkılan gönüllerin enkazından kalkan toz
Uzayan karanlığın içinde kıvamını bulan korku
Yayılan çaresizliğin ardından çöken sessizlik
Güneşin doğuşunu bekleyen insanların acıları
İçimde büyüttüğüm yalnızlığın adıymış aşk
Hatıraların kırıklıklarından dökülürmüş hayat
Her güz mezarımı yeniden temizlerim
Her Eylül yeniden ayrılır yüreğim
Bu acı musallada kesilir ancak
Ve sen benden sonra gelirsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!