Yüreğimde kanayan gizli yaraya,
Zaman melhem olmadı kuruttu beni.
Nice aşılmaz engel girdi araya,
Vefasız çıktı yarim unuttu beni.
Kırk yıl geçti aradan selam etmedi,
Sanki son nefese kalmış gibi titrersin
Nedendir bu heyecanın divane gönül
Yolun dağlardan aşarsa düzden gidersin
Sen hiç mi yokuş görmedin avare gönül.
Dünyayı mamur edenler göçüp gittiler
Kırgın zamanlarda
Beyaz atlara binilmez bayım
Akşam yakınken dönmeli yoldan...
Çifte su verilmiş yüreklerin öfkesini
Aşkın mahmur kollarında dindiremezsem
Bunca yıldır senin yolun gözledim,
Gelmedin gözümün nuru gelmedin.
Ateş gibi yandım nasıl özledim,
Görmedin gözümün nuru görmedin.
Küllenmeyen aşkın ateşten kordu,
Sabah olur göklere, mahmur bir sis yükselir
Sana özlemimdendir, canım bilesin dedim.
Gözyaşlarımdan yola, her gün sular serpilir
Yolların açık olsun, teze gelesin dedim.
Sensizlik ağır gelir, dert ile dolu başım
Öyle bir zamana düştün ki gönül
Ötüyor bülbüller gülden habersiz.
Issız bir dergaha dolmuş mecnunlar
Yaşıyor aşkını dilden habersiz.
Gözlerin gördüğü en uzak nokta
Ben çok endişeliyim hakim bey
Bu dünya sonum olacak
Tüketiyor beni
Çıkamıyorum bir türlü içinden
Beni tutanlar kendilerini tutamadı
Yıktılar tüm dertlerini
Bu sevda gönlümde nihan efendim
Kaderim içinde pinhan efendim
Söylesem tutuşur cihan efendim
Tütmeden yanarım halim yamandır.
Ateş içre ateş aşkın firkati
Ziyan olduk şu dünyanın peşinde
Sonu gelmez hülyalara saldık da
Harcandık hep hayır gelmez işinde
Çölde serap deryalara daldık da.
Yar sevmedik tuttuk yarayı sevdik
Ta ha (طه)
kar yağınca
Ölümün beyaz renginde
ömrünün kısalacağını düşünür insanlar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!