Ölüyorum
kimsenin haberi yok
ama yavaş yavaş ama azar azar
saçım sakalım söylemese ben bile bilmezdim
bir sabah diyor içimden bir ses bir sabah
saat sekiz suları toplanır eş dost
Sabah körler için
Gece sağırlar için anlamlıdır
Bunu anladığında kendini dipte bulacaksın
Renkleri solduranın güneş değil zaman olduğunu
Yanlış suçlamaların adaletine sığında anlayacaksın
Hiç bir zaman kararmaz gökler
Tulumbadan suyu çektim
Buz gibi de içececektim
Deli gibi sevip yandım
Böyle vaz mı geçecektim.
Şu dağlarda ceylan gezer
Kanadında gurbetin,
Yüreğinde hasretin,
Yad ellere gidersin,
Turnam, telli turnam,
Turnam, dertli turnam.
Sen bir bağın gülü idin
Bülbül olup ötemedim
Sevda ağır geldi bana
Tek başıma çekemedim
Dünya döner yana yana
güllerin ve karanfillerin kırmızı rengini
İlk gençlik yıllarımda unuttum ben
kan gibi damlarken arzularıma
kışkırtıcı şafaklarda
açmayan tomurcuklar gibiydi ümitlerim
bekledim uzun yıllar beyhude yere
“Aşağı düşerken de göğe yükselirken de
yanımda kadın vardı; sebebim olan.”
I.
Düşüşüm onunla başlamıştı
tek olsam
savaşabilirdim
Hep bir şeyler batıyor dudaklarıma
söylemek istemediğim kelimelerin
kırılmış ince kenarları kanatıyor sesimi
susmaktan daha çok acı veriyor yutkunmak
bana bir hayat vererek çaldılar her şeyimi
ana baba
Uçurtmam göklerde uçar
ne de olsa daha temiz
daha havadar
ne ümitlerini kıran
ne de keyfini kaçıran var.
Bir kış günü gittim görev yerine
Selam verdim köyün her bir erine
Albayrağı çektim ak gönderine
Dalgalanışını unutamadım.
Köyüm Binboğa'nın yanı başında




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!