EFEKT
‘’ Bela vardır bela savar cinsten… Hayrı şer vardır belaya davetiye çıkartan.
Üç kafadar, nerde akşam orda sabah… Varsa yoksa hayalleri… Hani etliye sütlüye karışmayan derler ya’’ Yerdeki karıncayı bile incitmeyen cinsten.’’
Üç kafadarın yolu o gün bara düşmüştü…’’
Düriye Atay, Tayfur Atay ve Pekmezin Kozmik Mirası
Her şey sabahın erken saatlerinde başladı. Düriye Atay, fırının başına geçti. İlk iş olarak pekmez fırınına ağda yerleştirildi. Fırın, çamurla suvanarak hazırlandı. Üzümler, Uşpınar’dan özenle toplandı. Sandıklara yerleştirildi, eşeklere yüklenip köye getirildi.
Tayfur Atay, şıranada büyük taş teknelere dökülen üzümleri ayakla çiğnedi. Şıra, çuvallarda süzülerek berraklaştırıldı. Süzülen şıraya ak toprak döküldü. Bu toprak, şıranın asidini alır, berraklaştırır, ve pekmezin ruhunu dengeler.
Sonra kestirme aşamasına geçildi. Kestirme, haranıda yani büyük kazanlarda kaynatılır. Kefkirle yüzeye çıkan köpükler dikkatle alınır.
Köpüksüz aşamaya gelindiğinde, şıranın özü artık pekmez olmaya hazırdır. Fırındaki ağdaya dökülür. Ağda, pekmezin son durağıdır. Burada kıvam alır, karamelize olur, ve gerçek pekmez kimliğine kavuşur.
Bu köpükler, lahana teveğiyle içilir—köyde buna “güç içkisi” denir. Bir yudum köpük, bir ısırık lahana; hem mideyi rahatlatır, hem neşeyi artırır.
PENÇERE KUŞU
***
Pencereleri her açışımda
Hayallerim ufka yolcu
Ne zaman kapatsam
Yüreğim dert limanı
****
Sokaklar vardır suskun
…………….. insanlar vardır
gözyaşları yüreğine dökülen
***
📖 Sayfa 1: Talvar Altında İlk Koku
Popas''ın ladin püürü, sabahın ilk ışığında talvarın altına sızdı. Kekik, gövdesini ladin pürüne yasladı. Kaymaklı esan, toprağın üstüne damladı. Hiçbir şey konuşmadı. Sadece koku vardı. Ve o koku, bir kıvı çağrısıydı.
Pürenin Gölgesi
ŞAK ŞAK
beraber doyduk
alkış tufanlarında
............................şak şak
SALAKLAR YARIŞIYOR
SAL TV yayın koordinatörü yılın ilk toplantısını 365 günün aşkıyla, şevkiyle başlattı. Yüreğindeki hırs, yüzündeki sevinç görülmeye değer. Övülmeye değer…
‘’ Sayın kendinden az benden çok çok değerli arkadaşlarım, dolu dolu yaşadığımız, yaşattığımız koskoca bir yılı geride bıraktık. Bir yılın reyting yarışında bir gün olsun ıskalanın altına düşmedik. Ödül almadığımız programımız ödül almayın yapımcımız, sunucumuz kalmadı. Hiç düşündünüz mü bu ödülleri neye borçluyuz? Bu ödülleri ne azimli çalışmamıza ne ekip ruhuna borçluyuz. Bu ödülleri seyircinin nabzına şerbet vermeye borçluyuz. Bu yıl şerbeti artırmalıyız. Şerbetin tadını, şerbetin farklı tatlarını tattırmalıyız.
Dinle çocuk
Yaşım geçti elliyi
Bilseydim seni çekip almayacağım karanlığın pençesinden
Vermiştim emeklilik dilekçesini çoktan
Sense gelmişsin yaş on beşe
Hala oynaştasın
SANA DOYULURMU ERMENEK
Yaslamışım sırtımı dağlarına
Seyreylemişim yeşil bağlarına
Yaz bahar çağlar akarsularına
Senin güzelliğine doyulur mu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!