Acılardan süzülür
Gözyaşında arınır
Bin çiçekten efsun
Şair yüreğinde dem alır
Karanlıktan kopan yıldız
ŞAŞTIM KALDIM KORONA
.
Korona sana ne desem bilmem ki
Boyun devrile desem boysuzsun
Soyun kuruya desem soysuzsun
Huyun bata desem huysuzsun
📖 Savaşların Görünmeyen Cephesi – Ebemin Duasıyla Yazılan Kıvımsal Roman
Garadut ağacının altında doğdu Kasım Alisi. Şah damarı kesikti ama milletin damarında akıyordu hâlâ. 92 Harbi’nde 7 hafta savaşmıştı. Doktor sordu: “Garadut yedin mi?” O gülümsedi: “Bizim evin önünde bir ağaç var… her gün iki sepet yerim.” Bu cevap, sadece bir beslenme değil—bir milletin damarına dökülen kıvımdı.
Ama savaş sadece cephede değildi. Evde, ocakta, tarlada, kalpteydi. Ebemin duası, görünmeyen cephedeki en güçlü silahtı. O dua, sabah namazından sonra fısıldanırdı:
“Subhâne’l-ebediyyi’l-ebed… Subhâne’l-vâhidi’l-ehad… Subhâne men yerânî ve ya’rifü mekânî ve yerzukunî velâ yensânî…”
NEYDİ SUÇUMUZ
.
Biz gökkuşağında öğrendik maviyi, sarıyı
biz uçurtmalar uçurduk gökyüzünde mavi, sarı
………………………..siz uçaklar uçurdunuz üstümüzde
……………………….önce aldınız uçurmaları elimizden
NİYAZİLER SEYRİ SEFERE YOLCU
..
Tüm seyri seferler vaat durağına
Menzil uzun, uzun, uzun….
Hangi durakta binersen bin
Daha bir durak var menzile
1. Aşkın Gölgesine Sığınan Balkon
Her yaz, N. Anamur'a geldiğinde otelin balkonunu seçmez—İ.'nin geçtiği caddelere bakan evi tercih eder. İskele Caddesi sessizdir ama o sessizlikte İ.'nin ayak sesleri yankılanır.
“Ben seni görmüyorum artık… ama eksikliğini geçerken duyuyorum,” der içinden.
2. Çiçekçiye Bırakılan Adı Konulmamış Buket
Bir sabah, N. çiçekçiye gidip “En kokanı ver” der. Adı yoktur çiçeğin, ama anlamı bellidir: İ. gibi kokmalı. Buket balkonda solarken N.'nin yüreği daha çok filizlenir.
Çünkü bazı çiçekler, solarken açar.
KOR DÜŞMESİN OCAĞIMIZA
...
milyon tohumda tektim
milyon yılda çimlenen
milyon yiğitten biriydim
ÖĞRETMEN ALTIMA FOL KOYMUŞ OLMASIN
Okul aynıydı.
Yolu sokağı aynı.
Sınıf, sınıf arkadaşları aynı.
Bir ben farklıydım. Bir yaşadıklarım farklıydı.
ÖĞRETMEN DOĞRU MU SÖYLEMİŞTİ ACABA
Öğretmen sınıfa girince
Bir tek şey söyleyince
Gülmüştük hep bir ağız
Öğretmen doğru söylüyordu kendince
1 – Kıllı Meşe ve Rüzgârın Gıdıklaması Kıllı meşe ağacı, Toros yelinin gıdıklamasıyla kahkaha atar. Yaprakları gülmekten dökülür, altına helke koyan Mustafa Şahin, “doğa güldü, ben şişeledim” der. Eşeği bu sahnede rüzgârla flört eder, kıvımsal tensel temas başlar.
“Rüzgârın yönü değişti, meşe kıvım seğirtti.”
Ladin Sakızlı Ağda ve Sincapların Protestosu Mustafa, ladin sakızını ağda yaparken sincaplar “bu ağda doğaya aykırı!” diye bağırır. Eşek, sakızı yalamaya çalışır, helke devrilir. Bu sahnede doğa sadece mizah değil—absürt ritimle mühürlenmiş bir protesto tiyatrosu olur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!