Ben en çok kendime kırıldım bu hayatta.
Kendimden esirgediğim sevgime, herkese fazlasıyla verdiğim ama bana kalmayan değere, olur olmaz herşeye ağlayan gözlerime çok kırgınım işte.
Suçlu olan ben değilim aslında, öğretmediler ki bana sevilmeyi, ben sadece sevmeyi bilirim, bir de sevilmek için herşeyden vazgeçmeyi.
Ta çocukken öğrendim sevgisizliği, birinin gözlerinin içine bakıp sevgi dilenmeyi, yüreğimi elime alıp yürümeyi.
Bir lokma sevgi için elimde avucumda ne varsa, önlerine sermeyi.
Sana öyle kırgınım ki…
Bu kez geçmeyecek gibi.
İçimde, ağır ağır
bir şeyler eksiliyor.
Bu kırgınlık
Kırılan kalbimin en dayanılmaz çığlıklarıydı dilimin suskunluğu.
Bir zamanlar kıyameti kopardığım her şeye susuyorum şimdilerde;
Sesimi duyuramayışımdan mı,
Yoksa insanları gerçekten tanıdığımdan mı bilmiyorum.
Ama şunu çok iyi anladım:
Ah be,,,
ipe sapa gelmez yüreğim,
Yine yandın, kapıldın bir dünya girdabına.
Yanlış duygularda savruldun.
Benliğini unuttun, yaradılışını unuttun, Yaradanı unuttun. unuttun da kor misali yandın yandın tutuştun..!
sanırmısın ki kurtaracak seni, sadece iyi oluşun.
Hoş geldin!
Karanlık dünyama aydınlık getiren,
Yüreğime huzur katan,
Sevgisizliğimi unutturan,
Kalbime yeniden umut olanım...
Keşke biraz mümkün olabilseydik seninle.
Oysa ne çok yakışıyordun hayallerime, ne kadar da benziyordun eksik yanıma.
Yaralarımı saranım, eksik yanımı tamamlayanım, varlığı huzur olanım, keşke biraz mümkün olabilseydik seninle.
Ben seninle uzaktan sarılmanında mümkün olduğunu öğrendim, bazen bir sesle, bazen ılık bir sözle, nasıl yanar bir yürek olmayana, nasıl uzak durur insan sevdiğine, onu öğrendim seninle.
Ben şimdi bize yanıyorum,
Ömrüme bahar oldu gözlerin, sevdiğim,
Karanlıkta kalan yüreğimi aydınlatıp,
Siyaha boyanmış hayatımı renklendirdin,
Yüreğinin renkleriyle.
Hani sen doğdun ya hayatıma,
Bilmiyorum neden..?
Neden duyuramadım sana sesimi?
Bir kez olsun görmediğin varlığım,
Sağırlaştığın sesim hiç yetişemedi sana.
Duyuramadım birkez olsun asla sağır vicdanına.
Biraz hüzün kokar sonbahar,
Sararan yapraklar mı dökülüyor, içimiz mi bilmiyorum.
Tıpkı hayallerimiz gibi çekip giden güneşli günlerin yerini alan yağmurlar,
İçimiz kadar dolu gri bulutlar kapladı gökyüzünün derin maviliklerini.
Dışımız da içimiz gibi üşüyor şimdi;
Buz tutmuş duvarlar mı ördün yüreğine,
Saklanmak için mi dağlara büründün sessizce?
Kırılmayan heves mi kaldı içinde,
Yoksa kaçışların hep aynı yaradan mı, söyle?
Aynı acıyı yeniden yaşamaktan mı korktun?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!