Buz tutmuş duvarlar mı ördün yüreğine,
Saklanmak için mi dağlara büründün sessizce?
Kırılmayan heves mi kaldı içinde,
Yoksa kaçışların hep aynı yaradan mı, söyle?
Aynı acıyı yeniden yaşamaktan mı korktun?
Yoksa uzandığın her dalın kırılmasından mı bu yorgunluk?
Yaslandığın duvarlar mı yıkıldı üstüne,
Ne aldı senden bu kadar umudu, nedendir söyle bu suskunluğu?
Sevilmediğini düşündüğün için mi bukadar yalnızlaşıp çekildin içinin en derin köşesine?
Yoksa vefasızlık mıydı gözlerinde büyüyen,
Söylesene, neydi seni kendinden böyle götüren?
Neden susturdun içindeki çocuğu,
Neden gömdün en güzel yanını o karanlığa?
Kim kırdı seni, kim unuttu, kim geçti sessizce ömrünün en güzel çağlarının baharından?
Söylesene...
Neden öldürdün kendi içindeki en güzel seni..?
Kime anlatamadın içindeki o derin sızıyı,
Kimin ardından bıraktın en güzel düşlerini?
Belki de yoruldun hep güçlü görünmekten,
“İyiyim” deyip geceleri kendinle savaşmaktan.
Bir yanın hâlâ sarılmak isterken hayata,
Bir yanın vazgeçti her yeniden başlamaktan.
Peki söyle, hiç mi özlemedin gülmeyi?
Hiç mi istemedin birinin gözlerinde kendini bulmayı?
Bir el uzansa sana, korkmadan tutar mıydın,
Yoksa alıştığın yalnızlık yine mi bırakmazdı yakanı.
Belki de fazla güzel baktın insanlara.
Herkesi kendin gibi sandın,
Ve her vefasızlığı biraz daha gömdün içine,
Biraz daha uzaklaştın kendinden,
Biraz daha eksildin yarınlardan...
Ama bil ki,
İçinde susturduğun o çocuk hâlâ orada,
Karanlığın en kuytu yerinde seni bekliyor.
Bir gün cesaret edip kapısını çalarsan,
Belki sana kızmayacak,
Belki yalnızca sarılacak
Ve “Neredeydin bunca zaman?” diyecek.
O gün geldiğinde bırak aksın gözyaşların,
Belki de senden tek bir şey bekliyor:
Kendine yeniden
“Yaşayabilirsin.”
demeni...
Kayıt Tarihi : 8.09.2025 13:38:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!