Biliyorum…
Hiç sevmedin beni.
Öylesine uğradın,
geçtin gönlümün kıyılarına.
Ah, o gözlerin...
Beni benden alan,
Dolu dolu bir bebek masumiyetiyle bakan,
İçinde kaybolduğum,
Bakmaya kıyamadığım gözlerin...
Öğrenmem gerek...
Herkese hak ettiği kadar değer vermeyi,
Severken sınırlar koymayı,
Bana bir gülle gelen herkese, bahçeler sunmamayı,
Kırmamak için paramparça olmamayı...
Kendine bir bak…
Paramparça olduğunu sandığın onca zamandan sonra
hâlâ bir yanın,
yıkılmayan bir çınar gibi
kök salmış hayata.
Bak, gidiyorum işte..!
İçime sığdırıp hazan kokulu sonbahar yağmurlarını,
Damla damla yüreğime yağan gözyaşlarımı hayallerime sarıp,
Hayatın vefasızlık yükünü de omuzlayıp gidiyorum.
İçimde kopan onca fırtınayı sahte gülüşlerimin arkasına gizleyip,
Fırtınalar dinmiş, bahar gelmişçesine
çocukça bir sevinç doldu içime;
sanki bayram sabahına uyanır gibi…
Öyle tatlı bir telaş işte.
Perdeler aralanmış da
Bir sen kaldın içimde,
Koparamadığım, söküp atamadığım...
Kabuk bağlayan yerinde,
Hep kanatıp durduğum,
Kapanmayan, en gizli yaramsın.
Bir gece çöktü üstüme
Sessiz, ağır, tanıdık…
Sanki ay bile saklandı bulutlara,
Gölgeler yürüdü duvarlarımda.
Ben sustum, içimde fırtınalar
Kök saldı zamanın kırık dallarında.
Kadın olmak, sokağa çıkarken bile iki kere düşünmek.
Kadın olmak, giyimine dikkat etmek demek.
Kadın olmak, sen konuşamazsın demek.
Kadın olmak, yaptığı onca fedakarlığa rağmen, sen ne işe yararsın? demek.
Kadın olmak, gülüşünü bile kısmak demek.
Kadın olmak, canice öldürülmek demek.
Yine ayaz vurdu yüreğimin bahçelerine,
soldurdu içimin yeşeren tüm dallarını.
Bu sancılı sevda yolculuğu,
baharı görmeden kışa esir olmuş duygılarım.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!