Bak, gidiyorum işte..!
İçime sığdırıp hazan kokulu sonbahar yağmurlarını,
Damla damla yüreğime yağan gözyaşlarımı hayallerime sarıp,
Hayatın vefasızlık yükünü de omuzlayıp gidiyorum.
İçimde kopan onca fırtınayı sahte gülüşlerimin arkasına gizleyip,
Hayatın benden çaldığı, yaşanmamış, yaşanması mümkün olmamış mutlulukların yorgunluğunu aşamıyorum...
Ve şimdi, yorgun yüreğimi de alıp gidiyorum.
Bir imtihan mıydı, bilmiyorum...
Ya da hangi hatamın bedeliydi ki, borç kamburu oldu bu yük sırtıma?
Ne ödemekle tükendi, ne dağıtmakla hayrını...
Atamadım işte üstümdeki bu hüzün kamburunu.
Yine yüklendim bitmeyen bu sızıyı; günahlarımı da alıp gidiyorum.
Kendi içimde kaybolup gidişlerimi, nefes alırken bile yüreğime saplanan,
Ve sızısıyla acıtan, hasretiyle kanatan;
Asla sonu olmayan "sevda" denen bu illet hastalığı da gömüp yüreğimin en ücra kuytularına,
Gidiyorum.
Yapraklarımı döktüm bir bir,
Ve bir kez olsun kırdığınız dallarımın haykırışlarını duyuramadım sağır vicdanlarınıza.
Onca gürültüyle yağarken yağmurlarım,
Sadece ıslandınız diye şikâyet ettiğiniz damlalarımı da alıp gidiyorum.
Boğazıma düğüm olup takılan kelimeleri,
her defasında, üzerime yıkılan duvarların açtığı yarları, ve ne kadar çabalasam da,
hiçbir yere ait olamadığım, kimsesizliğimide alıp gidiyorum.
İçimde kopan fırtınanın,
nasıl dağıttığını bilmediğiniz içimi.
İncinmiş duygularımı, yıpranmış gülüşlerimi,
kurmaya korktuğum hayallerimi.
Ve her dafasında, pişman ettiğiniz güvenimi de alıp, gidiyorum işte...
Kayıt Tarihi : 7.09.2025 11:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!