gurbette hiç günlerim geçmiyor
ben köyümü yurdumu özledim
buralarda hergün ölüp ölüp duruyorum
ben köyümü toprağımı özledim.
yıllarımı verdim bu zalim gurbete
Bedenim olmuş dört mevsim
toprak ve deniz misali
ağaçlar kendi uykusunda
soğuk vurmuş dallarına
garip bir adam oldum
Her geçen saniyeler
Ömürden gider
Bunu biliyorsun
Gel birlikte geçirelim
Kalan bu ömrümüzü
Eyyy insan sözüm sana
aç gözlerini bir bak etrafına.
ne zavallı
ne garip
Yalnızım şimdi duy sesimi
Karlı dağlar duman almış yanar durur
Sitem ettim yüreğime
derdim büyük yıllar öncesine dayanan
içimde kaldı sessiz gecelerin
yaban eli.
denizde gemi
içinde bir tek ben
sağıma baktım sen yoksun
soluma baktım sen yoksun
bin kez öldüm öldüm dirildim
Sorma doktor yaram derinde
El değdikçe sökülüyor yerinde
Bedenim sanki yerin dibinde
El vurup durma doktor yarama
Her gece yaş damlıyor gözümde
bir poyraz esti gece yarısı
alıp gitti benden bu gençliğimi
türküler söyledim ağıtlar yaktım
tükettim ömrümü boşu boşuna
yorgun ve halsizim bedenim bitkin
ve ben
suskundum
oysa arkanda kalan ayak izin
ölüm uykusuna yatmışcasına duruyordu yüreğimin tam ortasında.
güneş dostumdu seslendim
Ölürsem sevgilim sana doymadan
Bir mezar kazdır hiç ağlamadan
Tabutumu isterim yeşil ve karadan
Örnek olsun sevipte ayrılanlara
Yolun düşerde mezarlıktan geçersen
Otları sararmış bir mezar ara




-
Hüseyin Çubuk
Tüm YorumlarÇok güzel bir çalışmaydı..
Kutluyorum samimi yürek sesinizi..
Tam puanımla.. (Antolojimde)
Saygı ve Selamlarımla
HÜSEYİN ÇUBUK