denizde gemi
içinde bir tek ben
sağıma baktım sen yoksun
soluma baktım sen yoksun
bin kez öldüm öldüm dirildim
Sorma doktor yaram derinde
El değdikçe sökülüyor yerinde
Bedenim sanki yerin dibinde
El vurup durma doktor yarama
Her gece yaş damlıyor gözümde
Dün gece
çöktü üstüme kara bir sis
sanki nisan yağmuru
içimde kaldı düşünce özgürlük
birde umut daldım öylece eskilere.
gökyüzünün görünmez gölgesinde yürüyorum
san ki mevsimler değişti ardı ardına
saatler geldi sona
başladı içimde kayboluşum
yalnızlığımı serdim sokaklara
bir rüzgar esti gece yarısı
dört yanım cam kırıkları
dönüp durdum etrafımda
gece yine gece
bir o kadar da sessiz
gurbette hiç günlerim geçmiyor
ben köyümü yurdumu özledim
buralarda hergün ölüp ölüp duruyorum
ben köyümü toprağımı özledim.
yıllarımı verdim bu zalim gurbete
bir poyraz esti gece yarısı
alıp gitti benden bu gençliğimi
türküler söyledim ağıtlar yaktım
tükettim ömrümü boşu boşuna
yorgun ve halsizim bedenim bitkin
ve ben
suskundum
oysa arkanda kalan ayak izin
ölüm uykusuna yatmışcasına duruyordu yüreğimin tam ortasında.
güneş dostumdu seslendim
Ölürsem sevgilim sana doymadan
Bir mezar kazdır hiç ağlamadan
Tabutumu isterim yeşil ve karadan
Örnek olsun sevipte ayrılanlara
Yolun düşerde mezarlıktan geçersen
Otları sararmış bir mezar ara
suskun yüreğime
bugün derdimi anlatamadım
iki temmuz 1993
madımak otelini verdiler ateşe
yaktılar otuz üç canımızı
ne analar ne babalar nede kardeşler unuta bildi seni




-
Hüseyin Çubuk
Tüm YorumlarÇok güzel bir çalışmaydı..
Kutluyorum samimi yürek sesinizi..
Tam puanımla.. (Antolojimde)
Saygı ve Selamlarımla
HÜSEYİN ÇUBUK