Hüseyin Turhal Şiirleri - Şair Hüseyin T ...

Hüseyin Turhal

Bu çağın güçü paradır....



İnsanı insana köle eden,
Bu çağın ağası paradır.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal



Her tarafın görültü patırtı,
Tabiki para sende kaçar sefil.
Çalışmıyorsun elinde zımbırtı,
Tabiki para sende kaçar sefil.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal


Yoksulluk, gökyüzünü karartan kalın bir battaniye gibidir. Ama o battaniyenin en yırtık, en eski yerinden, daima bir yıldız sızar. O yıldız, Umut'tur.
Umut, ne pahalı bir şeydir ne de uzak bir hayal. O, pencere kenarına konulan bir bardak sudaki, güneşin ilk ışığıyla oluşan o küçük gökkuşağıdır. Pazardan kalan, ezilmiş de olsa, eve getirilen o tek elmanın tadıdır.
Bu, bir bekleyişten çok, bir eylemdir. Eskimiş bir kitabı yeniden okuyup, o sayfalar arasında kendi çıkış yolunu arayan gencin gözlerindeki ışıktır. Toprağa ekilen, ne zaman büyüyeceği bilinmeyen, ama mutlaka büyüyeceğine inanılan o küçük tohumdur. Tarlada çalışırken söylenen, yorgunluğu unutturan o eski türküdür.
Umut, sadece geleceğe dair bir dilek değil, bugünü yaşanır kılma gücüdür. Bazen bir annenin, tabağa koyduğu azıcık yemeği sanki büyük bir ziyafetmiş gibi sunma sanatıdır. Bazen de, en zor şartlarda bile ders çalışmaya devam eden bir çocuğun, defterinin kenarına çizdiği, kanatları olan bir ev resmidir.
O ev, büyük binalardan farksızdır, ama çatısı daha sağlamdır; çünkü tuğlaları hayallerden örülmüştür. İçinde sıcak bir soba olmasa da, duvarları sevgiyle sıvanmıştır.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal



Tarih antika kokar Amanos dağları,
Gül, çiçek, Reyhan kokar bağları,
Basamak basamak yükselir Damlataş,
Hatay'ın doğan güneşi Payas.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal


Pazar sabahları, haftanın en dürüst zamanıdır. Giyinme zorunluluğu yoktur, acil bir yetişme telaşı da. Zaman, bir anlığına yavaşlar ve kendini olduğu gibi gösterir: Kırışık, tembel ve biraz da melankolik. Sokaktan gelen ekmek kokusu, basit bir vaat sunar: Her şeye rağmen, hayat devam ediyor. Yatakta uzanırken, tavanla arandaki sessiz anlaşma başlar. Bugün, büyük kararların günü değil; bugün, sadece var olmanın ve nefes almanın tadını çıkarma günü. Dışarıdaki dünya ne kadar karmaşık olursa olsun, bu birkaç saatlik sükûnet, haftanın bütün yorgunluğunu hafifleten bir panzehir gibidir. İşte bu anlar; ne bir amaç uğruna ne de bir beklentiyle, sadece kendisi için var olan saf varoluş anlarıdır.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal



Ehlibeytin nur ser çeşmesi,
Pir Ali Büyük şahin dede.
Sevgi yolun aşk bendesi,
Pir Ali Büyük Şahin Dede.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal

Kanlı Sivas yandı baştan başa,
Gel Pir Sultanım gene yaşa,
Bak gözlerimdeki kanlı yaşa,
Uyan Pir Sultanım bak bu işe.

37 can yanarak can verdi,

Devamını Oku
Hüseyin Turhal



O, mesafenin inkarıdır. Fiziksel bir boşluğu, titreşen bir ses dalgasıyla anında aşan, sıcak ve metalik bir yanılsama kutusu. Anteni, dünyayla değil, ihtimalin kendisiyle iletişim kurmak için uzanmış, gergin bir sinir ucudur. Radyo, duyulamayanın, var olduğunu kanıtlayan bir mucizedir.

Düğmeler, bir coğrafya haritası gibi döner; her frekans, başka bir hayatın, başka bir yalnızlığın kapısını aralar. Statik cızırtı, ulaşmak istenen netliğin hemen yanındaki kaosun sürekli hatırlatıcısıdır. Bir geçiş bölgesidir; netlikten sese, sesten ise yeniden sessizliğe yapılan anlık bir yolculuk.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal



Bir boşluk ki, ne duvarı var ne tavanı.
Orada başlıyor senin frekansın, benim yansımam.
Duyulara sığmayan bir kavuşma bu;
Ne dokunuş ne de bakış, sadece erime.

Devamını Oku
Hüseyin Turhal

Nereye baksam seni görüyorum,
Resmine Baktıkça ağlıyor gözlerim.
Hayalin bakışlarımdan saklı,
Resmine Baktıkça ağlıyor gözlerim.

Yüreğimde sivri dilin izleri,

Devamını Oku