Adaletin olmadığı yerden,
Zülüm katliam ölüm olur.
Eşit adil paylaşım yok ise,
Hırsızlık vurgun talan olur.
Yeşiller çekildi, sarardı bağlar,
Güneşten yüz çevirdi yüce dağlar.
Gönül yarasını kim sarıp bağlar?
Hoş geldin, ey hüzünlü sonbahar.
Yeşilin gider de sarıya dönersin,
Rüzgârla savrulur, yollara inersin.
Hazan mevsiminde ah edip yanarsın,
Ey hazin yaprak, ey hüzünlü gazel.
Gönül bağında açan gülü, sen tanı,
Dertli başın ilacını, sen ara bul.
Ne yârde ara, ne elde, ne elde elde,
Gizli sırrın kaynağını, sen ara bul.
Ne namazla övün, ne oruç ile,
Ne hacla, ne zekatla temizlenir can.
Aşk ile, şefkatle bak her kula sen, bil,
İbadetin özü, iyilik yapmaktır inan.
Sen, tanımsız bir boşluksun,
Çerçevesi çizilmemiş bir nefes.
Kafesin kapısını açan bir anahtar değil,
Kafesin kendisinin yok olması.
Bir düşünceye kelepçe takılamayacağı inancı.
Boş yere dolanma, ey garip derviş,
Aradığın nîmet, özünde durur.
Yedi iklim gezsen de bulamazsın,
Hakka giden yollar, gözünde durur.
Uzağa bakıp da gözünü yorma,
Boş yere eğilme, başka yer arama.
Gönül aynasına bir bak da dön gel,
Kendine dön ki, kıble senin yüzün.
Bu esrarın perdesini aralarsan,
Sendedir Lübbü'ül Lübb.
Deryadan ilmi ladini yutarsan,
Sendedir Lübbü'ül Lübb.
O, bir gölge krallığıdır. Altında yüzyılların yavaşlığı birikir. Gövdesi, acele etmenin anlamsızlığını, sabrın ise somut bir zafer olduğunu kanıtlayan, çatlaklarla yazılmış bir tarihçe. Her kıvrımı, unutulmuş bir fırtınanın, savuşturulmuş bir kuraklığın izidir. Meşe, zamanı değil, direnci ölçen bir saat kulesidir.
Palamut, küçücük bir gelecek vaadinin en ağır, en yoğun hali. Elinde tuttuğun o sert ve cilalı minyatür, yüzlerce yıllık bir sessiz gücün şifresidir. Bir tohumdan daha fazlası; bir mirasın, bir ormanın başlangıç noktası. Yere düştüğünde çıkardığı tok ses, bir eylemin değil, bir zorunluluğun fısıltısıdır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!