Eline geçeni yersiz hesapsız harcama,
Sonra sokokta kalırsın ağlama.
Atatürk barajı gümbür gümbür akar,
Verimli toprakları susuz susuz bakar,
Kurulmaz neden? İş iş sahalar,
Gençleri işsiz, sahipsiz Adıyaman.
Size herşeyi haram kılar softalar,
Gizli bahçede kurmuş sofralar,
Kahde içkiler havada tokuşurlar,
Perde arkasında yiyorlar ıstakoz.
Dışarda arama taş ile duvar,
Gönül ehline bu âlem bir sır'dır.
Hakikati bilen canı can sayar,
Benim Kâbem temiz, ulu insandır.
Benden ne kadar kaçarsan,
Dolaşırsın gelirsin karşıma.
Göbeğimiz birbirine bağlı,
Kaderin yazılmış anlıma.
Hakk'ın yarattığı herşey yerli yerinde,
Erkek dişi ayrımı yapılmaz meclisimizde.
Bir nazlı kuşa benzer
Kadın dediğin
Ev ister ekmek ister
Öpülmek okşanmak ister
Seninle içtiğimiz kahvelerin tadı hiçbir şeye benzemez. Soğuk havada ellerini ısıtırken bana anlattığın o basit, günlük hikayeler... Onlar, benim en değerli hazinem. O anlarda ne büyük laflar ne de görkemli sözler gerekli. Sadece sesinin tonu, omuzumda hissettiğim varlığın yetiyor. Aşk, öyle büyük fırtınalar estirmek zorunda değil. Bazen, iki fincan kahvenin buharında saklıdır; basit, sıcak ve insanın içini ısıtan. Seninle olmak, hayatın en sade ve en derin hali.
Ne taşa, ne toprağa nefsini salma,
Hiçbir canlıyı hor görüp de yanılma.
Gönül Kâbesi'dir, bir harf bile kırma,
İnsanı hor görme, büyük günahtır.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!