Bazen en büyük aşklar, en sessiz anlarda yaşanır. Seninle paylaştığım o uzun bakışlar, kalabalık bir kafede sadece ikimizin bildiği o anlık gülümseme... İşte bunlar, benim şiirlerim. Senin adın, dilime değmeyen ama içimde sürekli yankılanan bir şarkının melodisi. Bir şehir kadar kalabalık içimde sadece sana ait bir köşe var; duvarları senin hayallerinle, zemini ise adım adım sana yürüyen umutlarımla döşeli. Orası, kalbimin sessiz odası. Ve o odanın kapısını bir kez aralasan, göreceksin ki içerideki tek ışık sensin.
Dans eder benimle
Bal akar ağzından
değil koparmak
gülleri dalında koklayarak
Kalem kılıç tan keskin, kıldan ince,
Cehalet ülkeye adım adım gelinçe,
Kalem hakikatları sıra sıra dizinçe,
Görki kara cehaletin başına neler gelir.
Edep irfan erdem bilmeyen,
Kitap yükünü taşıyan merkep.
Kitabı anlayarak okumadan ...
Beyinsiz düşünçesiz merkep.
Eğer ki nefsinden sen kurtulmuşsan,
Bu varlık perdesi kalkmıştır gözden.
Tecellî-i Zât’a ermiş, bulmuşsan,
Bil ki, Kâmil insan isen, Hak sendedir.
Biliyorum kafan bozuk Senin,
Yüreğin bin parça yaralı senin,
Şuhursuz yaptı bu sevda senin,
Gönül kırma dost Karagözüm.
Kız senin derdinden
Dökülen saçlarım taralı
Sızlıyor yüreğim yaralı
Gülmez artık kaderim kara
Bulutlu havalardan
Nefesin darılmasın.
Elbet bir gün,
Sevda rüzgarları esecek,
Haydutlarla, eşkıyalarla işi olmaz,
Türkiyenin göz bebeği Adıyaman.
Çamura çirkeve pataklığa batmaz,
Karşılıksız aşka ben aşk demem
Karşılıksız aşk put misalidir
Aşkın arasında olmalı iletişim
Aşk iletişimsiz bir ölü misalidir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!