Kin zülüm ölüm biter,
Barışın olduğu yerden.
Aşk sevgi huzur doğar,
Barışın olduğu yerden.
Adıyaman'da CHP nin güneşi,
Başkan Abdurrahman Tutdere,
Adıyaman'ın yüreğinde çiçeği,
Başkan Abdurrahman Tutdere.
Saatler yavaşladı, bütün dünya nefesini tutmuş gibiydi. Oysa sadece seni bekliyordum. Oturduğum kafenin camından yansıyan her yüz, kısa bir an için senin suretine büründü ve her defasında hüsranla, yine yabancı birine dönüştü. Beklemek, bir eylem değil, bir ruh haliymiş meğer; bedenin sabitken, zihninin binlerce kilometre yol kat etmesi, her köşe başında bir umut inşa etmesi. Sonra kapı açıldı, o bilindik telaşlı gülümsemenle içeri girdin. Ve o an, bütün o bekleyiş, bir saniyelik bir coşkuya feda edildi. Zaman tekrar normal akışına döndü, dünya yeniden dönmeye başladı. Bekleme odası bitti, hayat başladı.
Her sabah, aynı pencereden sızan
O ilk cılız ışık hüzmesi.
Bir umut damıtılır havaya,
Yeni bir sayfanın henüz karalanmamış kokusu.
Telefonun sessizliği ağır,
Bir kapı vardı. Hiç açılmayacağını bilmeme rağmen, parmak uçlarımı dokundurduğumda oluşan o hafif titreme ile yaşıyordum. O kapı, aslında kapı değil, geçişsiz bir anıttı. Karşısında saatlerce duruşum bir mimari eylemdi; duvarları sabırdan, tavanı unutulmuş nefeslerden örülü bir yapı inşa ediyordum. Gelen giden yoktu, sadece kapının ahşabına sinen yitik zamanın kokusu vardı. Ben bekledikçe kapı daha da sağlamlaşıyor, daha da anlam kazanıyordu. Oysa beklediğim şeyin gelmekle ilgisi yoktu, sadece o kapının önünde kendim olma ihtimaliydi. Ve bir gün, kapıyı değil, o mimariyi terk ettim. Çünkü anladım ki, beklemek bir fiil değil, bir iç mekândı.
Saçların kara gözlerin kara,
Kaşların yüreğimden actı derin yara,
Başımı aldım çöl dağlara,
Aklımı başımdan aldın belen.
Bir bakıştan aşka vuruldum,
Kaşları Kara gözleri kara,
Yüreğimden açtın derin yara,
Bir bakıştan vuruldum sana,
Bu sevdayı nasıl söyleyim Belen
Duygularıma hakim olamıyorum,
Biliyormusun seni görmeden aşka nuş oldum,
Ey kara kaşlı nur yüzlü can sevgili,
Leyla Mecnun aşkı yanımda neyki....
Ey dilberi Rana ceylan maralı bakışlım,
Neideyim sensiz nereye gideyim eşsiz gül sevgili.
Yüksek Belen dağına bir aşk saldım,
Rüzgâr estiğinde ismini çaldım.
Gönül verdim yâre, bilmem ne buldum,
Yüreğimde yanan köz olur durur.
Bilemezsin derdim ile devamı,
Benim davam İmam Hüseyin.
Kerbela'da kanayan yaradır,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!