Bir şeyin yitip gitmesine izin vermezseniz,
Doğum asla gerçekleşmez
Tıpkı bir nehrin, denize ulaşmak için
Kaynağını terk etmesi gibi.
Herkes kendi ortamını kendisi yaratır. Arınmak, insanın kendi elindedir. Rabbimiz kullarını yalnız bırakmamak için sizi size vermiştir. Size en yakın dostunuz yine sizsiniz. İkinci benliğiniz sizin vicdanınızdır. Bu vicdan, bütün canlılardan ayrı bir özellik taşır. Onun ölçüsünde şefkat, merhamet, minnet ve sevgi vardır. Bunlar yaşadığımız toplumun mihenk taşıdır. Bunun dengesi ve hassasiyeti öyle güzel ayarlanmıştır ki; bu ayar bozulunca toplumda bozulur. İnsanoğlunun tercih hakkı vardır ve her insan kendi tercihini kendisi yapar. Kısaca insan kendi yolunu çizer. Bazen yolunu başka bir yolla, başka bir insanla birleştirir. Biz kelimesi iki yolun, iki insanın birleşmesinden türeyen bir kelimedir. Tek kişi veya tek yolla olmadığı gibi ikiden fazla olan kişilerden de biz çıkmaz. Aslında hayat değildir zor olan. İnsanın kendisidir hayatı zorlaştıran. Tüm düşmanlarınız bir araya gelse bizim kendi kendimize yaptığımızı yapamaz. Gerçek olan ise, bir insan bir şeyi yapmak isterse çaresini istemiyorsa bahanesini bulur. Yani demem o ki sizi isteyen yanınızda istemeyen uzağınızda olur. Kendinizi kandırmayın. İnsanların ruh düzeyi, ruhi bunalımların tortusunda gelişir. Başı kanamayan insan yarasını sarmayı beceremez.
Huban Asena Özkan
Yaşarken unutmak sorun değil
Anılar kum saatinde savrulur belki…
Ama ya ölünce de unutamazsam seni?
Toprak, ruhumu kabul etmez o zaman
Gençliğimiz bir pastane masasında dondu
Sen yan masada durdun ben yalan bir gülüşte…
“Aldın mı intikamını?” diye sordun,
Cevap vermedim
Çünkü bardağın dibinde bir gelecek
Geceyi bıçakladı toprağın eski yalanı
Karanlık, göğün çenesinde bir çığlıkla yarıldı,
Beton çiçekler açtı, kökleri kırık,
Zaman cam kırıklarına döküldü
Ve saatler, sütun aralıklarında dondu.
Ceplerimde unutulmuş biletler sararmış
Birinde "İlk buluşma, birinde "Son vedâ"
Tarihler silik,
Ama her harf bir çivi gibi yüreğimde
Olmadı, olduramadım
Onlarda oradan iyi akşamlar der
Açılır sonra kalemim yazarım sadece
Düzeltmeden bile hataları
Yazarım sadece
O meşhur masaya oturduğumuzda,
Sanmıştım ki bütün zırhlarımı kapıda bırakabilirim.
Gözlerimi kapatıp, göğsümdeki o eski savaşların,
Bütün izlerini bir bir serebilirim önünüze.
Üstünü örtmediğimiz kederin
Mükafatı üşüyen bedenim
Ocakta yanarken paylaşmanın sevinci
Telgrafın tellerinde oynaşırdı kuşlar
Hangi bilinmezliğin cezasıydı
Hangi kırmızı boyadı mutluluğun kederini
İşim gücüm uğraşmak
Ve ben
Ne kadar kızgınım kendime
Bütün kavgam kendimle
Nasıl kızıyorum




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!