İşte şimdi olmuşuz, olmak istediğimiz yerdeyiz.
Yorgunuz ve bitkiniz
Zorlasak da dalamıyoruz başka aleme
Sesler
Kulamızı tırmalayan sesler
Sen bir mevsim dönümüsün, ansızın çıkagelirsin
Yazın ortasında düşen bir sonbahar yaprağı gibi,
Kışı ısıtan ilk güneş gibi,
İlkbaharın kırılgan tomurcuğu gibi…
Bir cam kırıldı şehirde
Parçaları kanat oldu, uçtu gökyüzüne.
Her keskin kenar, bir yıldızın kalbine saplandı
Ve evren, sessizliğini yitirdi o an.
Deniz öyle sakin ki,
Gümüş bir levha gibi uzanmış ufka
Dalgalar bile nefesini tutmuş,
Kumlar ıslak bir ipek gibi parlıyor…
Sustum,
Sustu insan,
Kelimeleri boğazımda düğümledim,
Ama içimde fırtınalar kopardı sessizliğim
İçimde bir düğüm var,
Kökleri geçmişe uzanan,
Her nefeste daha da sıkılaşan.
Kaslarım, bir kemanın telleri gibi geriliyor,
Ama bu bir şarkı değil,
Sonra ne mi oldu?
“Ona ayıp olur mu?”diyen bir ses kısıldı ansızın
ve zamanın içine gömüldü,eski bir radyo frekansı gibi
sanki hiç sorulmamıştı
Suskunluğuma sakın aldanma,
Bir buzul nehirim ben
Yüzeyimde sükûnet, dip akıntılarımda devrilen dağlar.
Bir esersem, kırılan buzların altından
Çağlayan olur taşarım,
Sonbahar bir anda ilkbahara döner…
Bir gece bekçisiyim, dilimde paslı anahtar
Kapıları kilitledim, sözcükler hücreye atıldı.
"Konuş!" diyenlere küllerimi uzattım:
"Ateş söndü," dedim,
"Ama duman hâlâ ciğerlerimde..."
Burası, kelimelerin çarmıha gerildiği yer
Dilsiz bir labirentte, sesler kemikleşir.
Her sessizlik, bir iskeletin çözülmeyen sırrı;
Eklemlerinde geçmişin çığlıkları saklı:




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!