Tahterevallinin bir ucunda ben
Sırtımda taşıdığım ağırlık, sizin hafifliğiniz.
Yükselişiniz, bir rüzgârın sırtına binmiş
Kağıttan uçurtmalar gibi.
Sevdanın mürekkebi döküldü kağıda
Her harf bir çiçek, filizlendi avuçlarımda.
Sen söyle, ben yazayım
Aşk mı, hüzün mü, yoksa kırık bir kanat mı?”
Kelimelerinle dans eden bir dervişim ben,
Yazıp yazıp silersin bazen
Harflerle saklambaç oynar kalemin
Ya da neyse işte
Ve öyle
Hadi bir günaydın bırak
Benim için aymayan güne
O kadar bilgili değilim ben
Senden sonrası için bilgim yok benim
Benim bilgim sana kadar
Bütün kütüphanelerimde sen varsın
Hep seni okuyorum ben
Açtığım her kitap seni anlatıyor bana
Bir gün,
Kelimeler susacak sanmıştım,
Ama sen geldin.
Yorgun bir gölge gibi değil,
Sonsuz bir sabah gibi.
Kadehimdeki son damla, senin adınla yanıyor,
Bir yangın ki içimde, söndürmek için içiyorum.
Gece, camlara çizdiğim gülüşünü siliyor usulca,
Her silinişte buğulanan aynada bir hayalet beliriyor
Saçların kızıl bir nehir, gözlerin savaş sonrası sis…
Bir kuşun kanadında taşıdığı gökyüzü,
Camlara hapsolmuş beton kafeslerde solarken,
Yalnızlığın düğmeleri ilikleniyor kalabalıkların ceketinde,
Kimse duymaz fısıltılarını,
Kulaklarım çınlıyor, o değildir diyorlar
İnanmıyorum
Sen söyle sevgili,
Sen anlat onlara nasıl özlediğini
Sen anlat, inandır onları
Tatlıdır dili baldan
Vazgeçmez gönül yârdan
Cana can katar sevdan
Sen bu kalbime eşsin
Gönül gam çeker sensiz
Akşamın son ışığı düştüğünde,
Ellerini düşünüyorum.
Nasıl da sıcak avuçların,
Soğuk çayımı bile ısıtan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!