Bir zamanlar güneş daha erken doğardı sanki,
senin adınla uyanırdı sabahlar.
Gülüşün,
en karanlık günlerime düşen bir ışık gibiydi;
hiç sorgulamadan inandığım
en güzel yalandın belki de.
Ellerin vardı, dünyayı susturan.
Bir bakışınla içimdeki bütün fırtınalar dinerdi.
Biz;
biz küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkaran
iki yabancıydık aslında.
Aynı gökyüzüne bakıp
farklı hayaller kuran ama yine de birbirine tutunan...
Zaman geçtikçe kelimeler azaldı, suskunluk büyüdü belki de.
Bir şeyler eksildi önce adını koyamadığımız .
Sonra alıştık eksik sevmelere.
Ve anladım;
En çok güvendiğin insan en derin yaran oluyor.
Ve bazen bazı hikâyeler en güzel yerinden kırılıyor.
Ne geri dönebildik o günlere
ne de tamamen kopabildik birbirimizden.
Arada kaldık—
bir hatıranın içinde, yarım bir cümlenin ortasında.
İçimde birikenleri ne sana anlatabildim
ne de kendimden saklayabildim.
Artık susmak,
en doğru kelime gibi geliyor.
Ve şimdi,
her şeyin bittiği yerden sana son kez sesleniyorum:
Hoşça kal yüreğime düşen ayazım.
Biliyorum;
ne sana doyabildim
ne de sana varabildim.
Bir yolun kıyısında kaldım,
sen geçtin,
ben bakakaldım.
Bir yanım hep eksik kalacak.
Adını her sustuğumda anacağım.
Çünkü bazı vedalar
yüksek sesle değil,
içten içe olur.
Ne seni silebildim içimden
ne de unutuşuna emanet edebildim.
İçimde sana ayrılmış bir yer var;
ne zaman dolacak
ne de kimseye yakışacak.
Orası senden sonra
yalnızca boşluk değil,
hatıra taşıyacak.
Sensiz geçen yıllar sızım olacak.
Bedenim alışsa da
yüreğim alışmayacak.
Çünkü kalp,
alıştığını değil
seçtiğini özler.
Ne isyanım var kadere,
ne de kapında bir yalvarışım.
Bu vedayı da
onurumla taşıyacağım.
Hoşça kal…
Beni benden alanım,
yüreğime en çok yakışan yarım.
Kayıt Tarihi : 2.04.2026 02:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!