Hasreti dağlara vurgun
Bulutlar gölge eder
Sermeli doğayı yoluna
Toprakta filiz niyetine...
Özlem hasret vurgunu zirvede yaşayan
Bulutlar içinde pusulasız hayaller kuran
Doğayı sererken yollarına kıymet bilen
Ulaşılmaz umutlara çaba harcayan ben...
Ben bir limanım
Denizde kıyılarım sonsuz
Gönlüm engin bir deniz
Dünyanın en güzel yatları demirler bende
ben bir öğretmenim
gündüz gecem eşit
saat gibi çalışırım
yorgunluk nedir bilmem
gündüz ve gecem eşit saat gibi çalışırım
yorgunluk nedir bilmem
öğretirim öğrencilerime bildiklerimi
kocamandır benim yüreğim
dünyanın çocukları bende geceler,
özledim inan yüzünü
ağırsın yalnızlığıma
kalbim dağlanır yokluğa
hatır soracaktı hasret
Beyaz Yelkenli
Sonsuz maviliklerin ufuk çizgisinde gezen
Atlastan kayarken maviliğe süzülen sevgili
Maviliğin tacı denizin simgesi beyaz yelkenli
Ege koylarının vazgeçilmez muhteşem süsü
Aşkını anlatırken sevenlerine sarar sevgisi
demir almıştı beyaz yelken
yolculuk başlamıştı limandan
masmavi denizlere açılırken,
hüzünlü yıllarla
Yasta özlemim yüreğimle
Gurbet geçit vermez gitmeye
Sevda alev gönül bahçesinde
Bilmem yansam mı yanmasam mı?
*
Bırakır acılar gönüllerde izler
Bir aile düşünün,çok çocuklu orta halli bir aile...Baba tarlada ,bağda ve bahçede çalışıyor.Ana çocuk doğuruyor,inanç yerli yerinde,fakat baba başka havalalarda geziyor,gösterişe önem veren,çalışmak yerine baba mirasını har vurup harman savuran biri ,havai mi havai....Kadın çocuk doğurmaktan belini düzeltemeyen ,kısmete,kadere boyun eğen münis haliyle madona gibi...Sabrı geniş,itikatı tam,çoluk çocuğa kurban ama...ve lakin gel görki;kocasını zerre kadar etkileme sanatı yok.
Neden mi?
Anne kendisi gibi ezilmesinler diye kız erkek ayırımı yapmadan okusunlar ,kurtulsunlar,benim gibi ezilmesinler,diye düşünüyor çocuklarının geleceğini...
Gurbet gerekiyorsa gitsinler diye diretiyor.Bütün iplerı elinde tutan koca ''HAYIR'' diye kestirip atıyor.''Kızlar el ateşidir,onları okutacak param yok,sadece oğlan çoculardan becerebilen okusun'' diyor.Adam kumarcı,içkici,zevki-sefa peşinde baba mirası tükeniyor,Sıra tarla bağ bahçeye geliyor.Su değermenini ,yün kırpma makasını ve tarağını,evdeki dededen kalma el değirmenini ,elindeki büyük baş hayvanları,arazisinde asırlara meydan okuyan tahtalık kavak ağaçlarını,karşı dağdaki ormanlık alanlarını bir bir satıryor.Düşünmüyor,'' bunları satarsam bu kadar nüfüsu nasıl beslerim''diye ? Aslında arazi muhteşem,güneş ,dört mevsim var. Büyük büyük akarsuları var,karasaban da var,onu işleyecek çoluk çocukta var...Sadece bu toprağı nasıl işlerim demesi gerekirken ağalık beylik taslayarak satmaya başlıyor ama,dur durak bilmeden bıçak kemiğe dayanıyor.Evde kıtlık alametleri başlıyor,çocuklar evdeki hursuzluktan tek tek kaçarak büyük şehirlere gidiyorlar.Kız çocukları ipsiz sapsıza kaçarak kurtulmaya çalışıyorlar.Aile dağılmasın diye çırpınan anne artık hasta,yalnız başına yaşamaya çalışıyor.Akılsız,plansız ve düşüncesiz bir baba yüzünden dağılan çocuklar karşılaştıkları kötülüklere yutulmadan,birbirine sahip çıkarak yaşamayı başarıyorlar.Tabiiki büyük kardeşler küçüklerine destek ve güç vererek birlikte başarmayı öğreniyorlar.Okuyan kardeşlerini teşvik ederek meslek öğrenmelerini sağlıyorlar.




-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
-
Mustafa Bay
Tüm YorumlarAğzımızın tadı, huzurumuz, ruh sağlığımız bozulmadan, iyi bir bayram geçirmemiz dileği ile, sevgiler, selamlar...
Sağlık, esenlik ve 2024'ü aratmayan bir yıl dilerim,
Sevgi, saygı, muhabbetle...
Öğretmenler Gününüzü içtenlikle kutlarım,
Saygı, sevgi ile daima...