Melekler sevda defterimizi getirdiler
aşkınız kıyametin en güzel alemeti
bir bahara bahardır
Bir şiire ardır
suya su,
Umuda ümmi ummadır
Saçlarında esen yelin son hecesinde sustum. Saçlarını okşamak istedim, bir saç telin kalmıştı.Bilgisayarda taradım, çoğalttım saçlarını çoğalttım suçlarıma.
-Gözlerinde inen yağmurun kuyusundayım. Seni kırdığım için Yusuf bile dargın burada .
Uzağıma Züleyha’nın kızı geliyor, sana çok benziyor diye gönül suyumdan bir kova veriyorum.
-Ne yaptıysam” sana olan sevdamdandır “
Kimi sevdiysem sana olan sevdamdadır.
- Yürek kalemin aleminde esir yoktur kalışına.
meşhur kırgınlık kuluçkasındaydın
bense ayrık seçilmiş bir güvercindim özlemine
sıradışı bir ritimle bir araya gelmenin gelişiydim
gelişim gelişmemiş bir ülkenin gelişmesine esrik
sen haklı olmanın tam hakkında hükümlü kıldın ayrılığa
Zincirlerinden sıyrılmış aşk aslanın ceylan avında ve sensizlik tavındayım
makamında çalınıyor isimsiz salınışın
baki penceresinde açılıyor ufkun, sensiz gazellerime
nabi oluyorum güller açılırken aşkımızda
fuzuli oluyorum Leyla otağında sen yokken
nedim kalıyorum laleler solarken hüzünlerinde
şeyhim galip gelir, hüsnün aşka bilenirken
Büyük aşklar diye hitap edilen benden küçük aşklar gibi
Bende aşkın acımasız dramında dirildim
Yoksulluk çeken sevdama ivme kazandı onlar
Sen belki senden küçük olan aşk krallıklarına benzemiyorsun
Ama bütün güzellerin ortak noktası var
O da nazlarının nazarı
Mecnun'u taklit ediyor Romeo
Şeytan suratlı güzeller gizleniyor sevda batısında
Herkesin eli başkasının eliyle başka kalbin cebinde
Namus hamusa hasus
Güne sığmayan aşklar gibi
Karacaoğlan'ın sevmesi gibi onların sevmesi
Konuştu bir üst yetkili zihnimin gitgellerinde
Konuştu bir aşk etkilisi gönlümün sevgilerinde
Konuştu ayrılıkçılar karasevdalı ayrılığımın düzeninde
Konuştu bir güzel konuşmadıklarımın kümesinde
Bende konuştum büyük aşkımızın dünyasında
Eşanlamlı bir eşe aşiyarlığımı aşıladım
' bir aşığı ölümcül kılan tümceye ithaf'
Alınmazdım sere serpe hislerin kaçışlarında karakış olmasına.
Her yüklemin hesabında özne olarak gittiğim kaçışların kaç milimindeyim.Mil tutmuş avestalarımda zinde ile zevke dairler çizeriz.
Azılmışlığın gergefinde gereksiz sözceler kadar morel bozukluğunu lüplüyor tavırlarım
Gömütlük pişmanlıklarımı sırrıma ve sırtıma alıp geldim kapına.Kapı ile yuttuğum hap arasında biraz iyileşme sürüncesindeyim
Yaşanmamış yaşamarasında yaşlandı yaş’larım bu yaşımda
Kurularım kurulandı kumrularım duygu kurumlarında
Şimdi olmazların oğulları olsa da olurlara mühür basıyor
Bu da benzemezlerime Buda olup kalakalıyor erkimin ininde
Yoksul tümceler pazarlanıyor isyanlarımın sisliğinde
Aç açlar uluyor açlıklarımın acılarında eğri acılarla
Gönül penceresini örttüğümde duyguların serçesi geldi can çerçeveme.
Serçe:
…Canan nerde? Neden pencereni kapattığın gönülde onun üstünü örttün. Bu sevdanın kaç damlası var. Kaç damlada hüzne teslim edilmiş anlarınız, can kırıklarınız var. Hangi arayışın, hangi aranışın, hangi zekanın tortularından çekip sevmeye geldiniz.Olmak ile sevmenin ikileminde olumluluk atlasında renklerinizle, renkli dünyanız nerede?
-Bu tutkuların babası gün’eşini seherlerinize yolladı mı? Ben gibi serilmiş umutlarınız ya da kanatlarınız var mı?
-Olumlaşma çizginiz nerede?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!