istanbul, sevdamı emziren kavuşma annesidir
tarihi dokusu hücrelerimde senli canlanışa nazırdır
sismik yalnızlığım boğaz’ında geçer can kırığı gemilerin
sen ile sensizliği taşır umudun y’elkeni
ululuk gümrenir,suçluluk direnir
esinlik gürler, eskimezler koklaşır içimde
'şiir dostunun yürek aynası kızına doğum günün anısına'
Saat ile sevgi arasında bir dünyadır güzelliğinin aynası
Ellerin gül derlesin akan huzur ırmağının deminde
Lafların susamış özlemlere kitap olsun okusun seni güzellik
'henüz aşk dersine çalışmamış ruh öğrencime'
Sözlerin sesli bir kitap gibi sevginin aynasında ruhu tarar
Ellerin huzuru alkışlayan temiz bir sevginin bebek halidir beni arar
Nedenlerin tüm edenleri imkansızlıklarının kilidini kırar ve sen olursun
Adın kalır,sevgin alır beni okyanusuna gözlerden uzak ruha yakınlara
“Sen, Denizinde Sahi misin Yoksa Mahi -yi Ahu musun Gülhar
Molaları bulutların geçmişinde arayan erinç bir bilgeyim.
Ta ki sen tüttürülmeden nefsimin yakınlarına. İlim aşka yenik düşler sundu bu sefer.
İlim diye sözlerini okuyup durdum. Hislerin yandaş oldu sislerime.
Sarılmadan gitseydin içimdeki haritanda bin bir hüzün kenti yok olurdu.
*Şimdi sorun şu: Neden hep sarıldı, hem gittinin sorusunda bin bir cevapsıza sızıyor yüreğim. O son sarılışın sınavını geçemedim.Hele sorunun ortasına düşen damlaların,hüzünlü bakışın, en çok da diyemediğin onlarca şeyin ortasında kaldım.
Şimdi soru şu sen şimdi gittin mi sahi.Buna gitmek denilir mi ki ben bin kez sana gelirken, ben milyon kez sana erirken söyler misin kadınsal ışığım.
-O nemli gözlerinle sarılıp gidiyorum aşkım, yüreğim,aslanım, bana bütün ilkleri yaşatan. İlk kez gidiyorum, ilk kezlerimde son kezlerimin mayınları düşeli.
-Ben bir yar yoluyum yüreğimde m’ayınlar, yolumda mayınlar.
Gelme diyemem, sevme diyemem, gitmeliyim damlalarımın emekçisiyim.Can kırıklarımın düşmanısın.Beni en güvendiğim dağlarda vurdun.Ürkek bir ceylan gibi seni severek bana yaşattığın, sevdamızla yeşillenen bin bir çiçekle açılan tutkunun kokusuyla, sevginin yelleriyle, özlemlerin kuşlarıyla, aşkın her tadıyla özel ve özerk bir yüreğe taşınmıştık.
Şefkatin şerefli şubelerinde başkandır yüreğim
Adını asitli yazmış şerefimin odalarına
Şerefsizlerin şifresindeki sen
gülüm de vadim
hadi gülün
Sende şefkat villaları benim,için yapıldığını
sözlerimi bir savaş şafağında unuttum
pusluydu aklim
paslıydı kalbim
sen geçtin orda
savaş başladı
önce ben vuruldum
Filizlerin meyve dimağında aşk olgun-1
taze bir filizin dimağında aşk meyvelerini serdi uzak aynan
yarınların, yarimlerim ürkek ceylanı gibiydi öylece gelişin
sihirli bir akışın yakışında sihirbazlığa gerek yok
Geçen yıl,senin doğduğun şehirden geçtim,,senin gibi sessiz ve sakindi,
büyük ve sade bir şehirdi.Seni sevdiğim, seni ölümsüz kıldığım şehirdi.
-Milyonlarca insan vardı şehrinde benden başka kimseler yok gibiydi
Bütün güzeller sana benziyordu.
-Sana geldiğimi sanmıştım; meğer kendime gitmişim saklı kentim.
-Kime baksam sendin.Nereye yürüsem senin adımların. Bu ben miyim, sen mi bilemedim.
İkiye bölünmüş bir aşkın gölgesindeyim.Gölge tekil.Bir yanım öbür yanıma uzanır,bir yanım yanımda uzanamayan sen’e uzanır.Solum üşüyor, sağım vuslatına dileniyor.
Ve hiç kimseliğin Köroğlusuyum . İçsel diriliş böyle başlar. Yani düşlerin yakıldığı, imkansızlıkların zırh giydiği; ama her şeye rağmen rağmenlerin epik lideri olarak içinden çıkıp dışına sığmadan onurlu bir direnişe yürümektir hiç kimseliğim.
Olağanüstü bir öykünün içinde temyiz edildi ruhum aşkla.Kendimi tanımazken, kendimi sevmezken aşkla hem kendimi tanımdım, hem kendimi sevdim. Senin sevgin kamilliğimin güneşi gibi kişiliğimde sönmezler bıraktı.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!