unutuluş kavminin leyla’sı olarak kaldın leyli gecelerimde
köhnemiş ayrılıkların can yıldızı yanar kara bağrımda
örüntülerini boyamış karmaşıklığın cenini büyür sensizliğimde
yürürüm yar yüküyle
meçhul kalmış sızılarımın çeşnisinde toplanır yadın
sen sonrası benlik aydınlığında kendime kavuşmanın el’aziziyim
Şehlaydı içindeki çocuğun gözleri. Egolarım sağır dilsizdi. Üst benliğimin kimlik atlasında arıyordum seni.Bilinçüstü bir üst beynin odacığında çağımı yaşıyordum. Yaşanırlığın gölgesindeydi aşk.Sonsuzluğu tümlüyordu gözlerin, sözlerin, sarılışın. Kadınsal ışıltın
karanlıkta kalan tüm erkeksi duyularımı aydınlatıyordu. Egolarımı eğiten öznel bir cümlenin yüklemiydin.Öznen olarak özüne yakın , iç gözüne yakın, ruhunun magmasına, akın, aşka kadim bir erinç gün’ eşiydim.
-Varsıl yaşamların Everest ‘inde rest çekemediğim haz güzelinde öldürücü can kırıklarının öç okları arasında öylece bütün sevgimle kalmıştım.
İçindeki çocuk:
-Hüzünle, huzur ,gitmek, gelmek, buluşmak, beklemek, ayrılmak, affetmek, neden aynı harfin başında aşkı aşılar. Bakımı olmayan bir alfabenin aynı harfinde yüreği eşeleyen aynı harfler tesadüf mü?
-A…Ş…K… üç harfe kaç bin cümle, kaç bin sözcük sığdırmıştır biliyor musun?
beklediğim vuslat sağanağında sağıldım gelişlere
damla damla ak bir huzurun pınarında durulanıyor yakarışlarım
ilgilerin hazan hışırtısında hüsnün yansır yarama
yürek cebimde yeni baharları saklıyorum
sen en yüce sevgi tepelerinde eriyen buzul
ben akışına durulanmış pişmanlığın bendi
*Benden uzağa savurduğun ben’lerin kül prensiyim. Gül kralın olmak için hayaller, gözümde yaşlar büyüttüm.
Bir kaçış işkencen var biliyorum. Bir ben’e sığamayışın sağaltılarındasın.
Tecavüze uğramış uğrayamadıkların var gibi.
Ruhumu zapt edip hislerime sislerini karıştıran gök boyacısı, aşk elemlerinin enlemcisi, boylu poslu istemlerin boylamcası, isim zamanların aşk saati, yani istediğim, sevdiğin tin hazinesin.
Sarhoş edilmiş bir bekleyişin son hafızasında
Sözlerin güneşi telaşlanmış aşksızlığın ilacına
Düşleri sulayan ruhun bahçıvanı
Sen aslında sen değilsin
Sen bir aşkın arasında bir ilkin aşkısın
Buharlardan, nazlardan, cilvelerden, arzulardan
İçimdeki çocuğu üşüten kış kokulu cümleler kuruyorsun uzaklarımda.
Bırak,çocuk kalsın bende kalanların.Bırak büyümesin.Sevda hep çocuk gibidir. Sevdikçe çocuklaşır. Bir insan severken hep çocuktur. Sevdiği
için çocuk gibi tavırlar seyrederiz.
-Bırakılmış mazilerimiz var, mazilerimizi geleceğe taşıyan algılar var.
Bırak, kendi hayallerimizi ağartsın geceler.Yıldızların soyadlarını
Sezen Aksu ile Aşkın Tera_pi hali-6
“ben beni kendi içimde
bilmem arasam bulur muyum
yaşanmamış genç yıllarımı
Tümleyeni yoktu tanımsızlığında kalan.İnsani bir zincirleme tamlamasıydı, tamlayanla tamlanan arasında güzelliklerini niteleyen sözcükler vardı.
Aşkları tamamlayan güzel yüreklerin sözcükleri eklenmişti.İyiliklerinin iyelik eklerinde çekimlenirdim.
Şifrelendirilmiş bilinçaltımda ilgi eklerin vardı. Aşk grupları olarak kalıyordum sözcük öbeklerinde.
-Zihnindeki ulamaların uluyan sesli sesi değil vebalim.Bir insan olarak hatalarımın sayrısından arındım.
Acı, acıyla iyileşir. Aşk ise daha büyük bir aşkla." /Hz. Mevlana/
İçsel sızışısın değirmeni gibi eridim yar yolunda
-Maviliğin bittiği kara bahtının sahilinde hürlüğünü unutmuş hurilerle karşılaştım.Beni cennetin bekçisi sandılar.Sevdiler, sevip sardılar aşk yurduna.
Hayat içinde,içindeki çocukla yolculuklar yapan kendine gitmenin baş rolündeyim.
-Terkime maruz kalmış ve terk edilmişliğin terkibi olan ya da onsuzluğun tertibi olan yaralı bir aşkın münzevi ücralarını taşıyan içsel bohemistim.
-Fildişi kulelerimi taşıyan fillerin öğrenilmiş çaresizlik gibiyim.
-Hani fillerin yavruyken küçük bir kazığa bağlanıp öyle eğitilmesi gibi.Büyüp tonlarca ağırlığa rağmen kazığa bağlı kalır.Şimdi ben de öğrenilmiş çaresizlik gibiyim. Gidenin bir daha gelemeyeceğini bile bile beklemek de sevilmiş öğrenilmiştir yar.
-Bir sınırı var mı bu çaresizliğin.Neden çaresizliğin Çarı yapıp koca yalnızlık ülkesini bana bıraktın.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!